Tülay Gürler Kurtuluş

tüm yazıları
e-posta gönder

Osmanlı’nın korku dolu fantastik dünyası...

Uğur Batı’nın yeni kitabı Azraa-Eel Menkıbeleri, batılı fantastik romanları ötesinde özgün bir doğu fantazyası...

30.04.2016 Cumartesi
 
Uğur Batı, adına Azraa-Eel Menkıbeleri  dediği yirmi dört hikayeyi hayal edip bir kitapta toplayıp onları ortak bir sona bağlayarak bize bir ilk yaşatıyor. Hem dil olarak hem de biçimsel olarak… Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’deki  bazı  olağanüstü olayların anlatıldığı menkıbeler, yazarın yaratıcı gücüyle bir sonuca bağlanıyor.
 
Everest Yayınları etiketli kitabı okurken İstanbul’un karanlık, bilinmeyen, gizemlerle dolu arka sokaklarında dolaşıyor, gaipten sesler duyuyor, hikayelerin kahramanlarıyla karşılaşacağınız an’ı korkuyla bekliyor ve bu korkudan tuhaf bir zevk alıyorsunuz. Biraz tarih, biraz efsane, biraz masal sanki bu menkıbeler… Yüzünüze hafif rüzgarlar dokunuyor, fantastik bir dünya içinde bilinmeyen ve merak ettikçe daha çok merak edilen, rengarenk bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Hikayelerin içinde vampirler, cinler, periler, deccallar, şeytanlar, bilinmeyen kahramanlar var; onların peşine takılıp geçmişin arka sokaklarında kayboluyorsunuz… Kitabın dili, Osmanlıca… Menkıbelerin geçtiği zamana denk düşen bu dil seçimi, okuru hem şaşırtıyor, hem etkiliyor. Orijinal ve farklı bir kitap, bir ilk… Yazarına soru sormadan, kitabın sırrına ermek pek mümkün görünmüyordu. Biz de sorularımızı yönelttik Uğur Batı’ya...
 
Bu türle ilk defa karşılaşan okurlara, fantastik edebiyatın tanımını yapar mısınız? Siz bu türden nasıl etkilendiniz?
 
Fantastik edebiyat temelde iki yoldan üretilir. İlkinde fantastiğin yaşanan dünyada, bilinen gerçekliğin içine bilinmeyenin girmesiyle meydana gelmesi vardır. İkincisinde mevcut insan, mekân, zaman modelli evrenden farklı evrenlerin tanımlanması vardır. Ben ikincisi terih ettim. Bilinenden yola çıkarak, bilinmeyene uzanmak istedim.  Fantastik edebiyat, ütopyadan doğan bir tür. Pek çok alt türü de mevcut. Bu kitap da tür olarak oryantel-tarihi fantezi.  Tarihi art alanında gerçeklikle kurguyu birleştiren özel bir tür. Romanın olay örgüsü, Osmanlı tarihinin çeşitli dönemlerinde örülmüş durumda. Gerçek hadiselerin de sosu olan, ama bütününde tamamen hayal ürünü olan roman düşünün. 
 
Hayal gücünün, bilinmeyeni keşfetme merakının; edebiyata nasıl bir faydası olduğunu düşünüyorsunuz?
 
 Hayal beni geliştirir, bana boyut katar, dünyayı daha renkli görmemi sağlar: Çünkü ateşi Prometheus çaldı; çünkü Şehrazad’ın 1001 gecede üç mucizevi oğlan çocuğu oldu; çünkü Gılgamış ölümsüzlük otunu bir yılana kaptırdı; çünkü Oğuz Beyi, Dede Korkut’u Peygamber’e elçi gönderdi; çünkü uzak topraklarda Elf denilen bilge bir halk yaşardı! 
 
Kitap ilginç bir temaya sahip. Hayli fantastik. Tarih var, kurgu var. Kitabın olay örgüsünden söz edebilir misiniz?
 
Kitabı meseller halinde yazdım. Olaylar, Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye’nin iblisvari kötülüklerin tam tezahüründe olduğu, tâbire değmeyen rüyâların görüldüğü zamanlarda geçiyor. Bunla zor zamanlar. İşte bu zamanlarda bir kitaptan ve bu kitabın yazarı olduğu söylenen gizemli bir yaratılmıştan bahsediliyor. Azraa-eel Menkıbeleri ve Amr Bin Azraa-eel.
 
TARİH VE HAYAL BU KİTAPTA BİRLEŞİYOR
 
Kitabı yazarken nelerden ilham aldınız? Doğu felsefesi, dinler, sözlü edebi eserler ne kadar etkili oldu bu yolculukta?
 
Bunu bir paket olarak düşünün. Tarih, mitler, menkıbeler, hayaller, masallar… Bize ait her şey ilham oldu bana. Kitapta Osmanlı’nın katledilen şehzadeleri de var, Deccal da var, Piri Reis’in katli gibi tarihin karanlık başlıkları da var, vampirler de var, Şeyh Süca gibi Osmanlı’nın çöküşünü rüşveti yaygınlaştırarak hızlandıran melun kara kahramanlar da var. Evet, bunların hepsi sonra hortlayabiliyor ama tarihin ve hayalin birleşiminde bir kitap bu zaten!  Kitapta Osmanlı’daki erkek fahişe kahvehaneleri Dalyanlar da var, tarihi kayıtlara girmiş Vampir avları da var. Tarihin en büyük maymun katliamı da var, şehzade katliamları da var. Tarihsel fanstastik kayıtların olduğu bir kitap bu.
 
Uğur Batı, Borsa İstanbul Kurumsal İletişim Direktörü… Dil seçimi, konu ilgisi, yaratıcılık; yaptığı işle yan yana gelmiyor gibi görünse de ilgisi, yazarlık yeteneği, merakı ve hayal gücü, yazarın diğer her özelliğinin önüne geçmiş gibi görünüyor.

Yazarın Önceki Yazıları

14.04.2018

Yalnızlık güzeldir...

24.03.2018

Aşkı yaşayan şehirler

17.03.2018

Yaşam için okuma önerileri

10.03.2018

Kitap fuarı bugün açılıyor!

03.03.2018

Aşka dokunan kitaplar

17.02.2018

Edebiyat, tarih ve bugün…

10.02.2018

Sayfa sayfa hayat kesitleri

03.02.2018

Hayata yön veren kitaplar

20.01.2018

Hayatla ilgili ne varsa

13.01.2018

Gülmek, düşünmek ve hissetmek…
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Güngör Mengi

Avrupa önemli mi, değil mi?

Oya Doğan

Yasak Elma’da her şey çok hızlı gelişti

Cem Ceminay

ÇÖLDE YAKINDAN SAHNEDE UZAKTAN