Reha Muhtar

tüm yazıları
e-posta gönder

Gazeteci’nin sevdiği şehirlerin kadınları...

20.10.2016 Perşembe

Şehirleri gezmek güzeldi...

Ama şehirleri gezerken, şehrin öz kadınlarını gezmeniz gerekirdi...

Kiralık aşklar değil...

Kirasız gerçek; sahici sevgililer edinmek beklenirdi...

***

Cite-Universitaire’de, bohem bir öğrenci odasında kalmayan bir erkek; Paris’li bir kadını tanımış olmazdı Gazeteci’ye göre...

***

Ambelokipi’nin arka sokaklarında gecenin bir yarısından sonra kız arkadaşının adresini aramamış bir adam; kendisini Atina’yı yaşamış da sayamazdı; Gazeteci’nin hayat felsefesine göre...

***

Berlin’de, yıllar sonra gördüğü sevgilisinin evinde; onun hayatının en intim sırlarını paylaştıktan sonra, bir mum ışığında şarap içmemiş bir insanın; “Berlin’i yaşadım...”  demesini kabul etmezdi Gazeteci...

***

İlk gençlik aşklarından birini; Londra’nın sonsuz parklarının, başı sonu belli olmayan yeşilliklerinden birinde; kallavi bir ağacın gölgesinde yaşamayan kişiye; “Londra’yı bilir” demezdi Gazeteci... 

***

Gazeteci’ye göre; bir şehri bir erkeğe içselleştiren...

Şehri; kendi şehri yapıp sevdiren;

O şehirde rastlayacağı, onunla kendi şehrini paylaşacak; bir kadındı...

***

O ‘kadın’ı tanımadan; hiçbir şehri tanıyamazdı erkek...

Hayatında; “şehrin içinden gelen o kadın olmamışsa“ o şehir erkeğin şehri addedilemezdi...

***

Islak bir Londra akşamında; muşambalarla kaplı soğuk bir evde yaşamayan bir erkek...

***

Kimona’nın katlarını sevgilisinin üzerinde görmeyen, sevgilisinin üzerinden çıkartmayı öğrenmeyen bir erkek; Tokyo’yu da bilmezdi...

***

Tokyo’da randevu evlerine Türk Hamamı denirdi...

Gazeteci’ye göre; Japon sevgili yerine Türk Hamamı’na giden bir erkek; Japon sevgiliyi değil randevu evlerini ziyaret etmiş olurdu...

Japonya’yı, kadınını ve kültürünü değil; randevu evi kültürünü geliştirirdi...

***

Londra’da telefonla telekız çağıran sosyete erkeği;

İngiltere’den çok, kapitalizmin vardığı son noktayı deneyimlerdi...

O nokta Londra değildi...

O nokta randevuevlerinin kadın borsasıydı...

***

Likavitos tepesinde “sevgilinin sıcak evi ve kokusu yerine“, Voukurestiou’da Mavi Pansiyon’un kadınlarını; dolar karşılığı kiralayan erkek; Yunanistan’ı değil, kadın pazarlayan; “fuhuş pazarını” anlamlardı...

***

Bois De Boulogne’de; arabayla seyir halinde talep edilen “vizite”li kadın; Pont Neuf üzerinde Paris’li sevgiliyle yapılan öpüşmenin sıcaklığından uzaktı...

Bois De Boulogne caddelerindeki şişme bebekler “şişirilmiş güzellikleri“ sunsa da, “sevişmenin sahici ruhsal doyumunu“ veremezlerdi...

***

Berlin; Kurfürstendamm ya da kısa adıyla Ku’damm’da; yol boyu müşteri arayan randevu evi kadınlarıyla “cazibeli bir turistik resim” verilebilirdi...

***

Ancak Platz Der Luftbrücke’deki bira festivalinde “öpüşülen sevgilinin” dudaklara kattığı sıcaklık, festivali, birayı ve Berlin’i insana sevdirirdi...

***

Uzun uzun öpüştüğü; o kadın; anılarıyla saklı kalır; Berlin’i İNSANA; kendi şehri haline getirirdi...

***

Şehirler gerçektiler...

Gerçek insanlarla; sahici ilişkilerle; vücut bulurlardı insan ruhunda...

***

Hayatı ve şehirleri aşksız yaşayanlar; kiralık aşklarla erkeklik taslayanlar; 

Hakikati ıskalar...

Gerçeği yaşamaz...

Kenti özümsemez...

Ülkeyi hissetmez...

Kültürü anlamaz...

“Kadının ruhunu“ ve hayatın mozaiğini çözemezdi...

*****

GAZETECİ’NİN ŞEHİRLERİNİN ŞARKILARI...

Gazeteci’nin şehirleri, şehirlerin yaşanmış ya da yaşanacak kadınları ve şehirlerin unutulmaz şarkıları vardı...

***

Şehirler; o şarkılar olmadan yaşanamazdı...

Eleni çalmadan Atina;

Sous le Ciel de Paris Belle çalmadan Paris;  Grande Amore çalmadan Venedik, Roma;

Lily Marleen çalmadan Berlin;

Shape of My Heart çalmadan Londra;

My Way çalmadan Newyork yaşanmazdı...

*****

ELENİ... HARİS ALEXİOU... ATİNA...

Sihirli bir dünyada yaşıyoruz

Geçmişte olduğu gibi Akropolis ve Likavitos tepesi ile...

Balkonlar siyasi bülbüllerle dolu...

Vaatler ve aşklar ve rengarenk balonlar... Mutlu yıllar için

***

Ve sen Eleni...

Ve her Eleni...

Atina şehirlerinin uyuyan güzeli

Bilmelisin ki hayatın arananlar listesinde

Yunanistan için ölmek başka bir şeydir...

Ve ölmek başka bir şey...

***

Ve sen Eleni...

Ve her Eleni...

Atina şehirlerinin uyuyan güzeli...

***

Sihirli bir dünyada yaşıyoruz

Dolambaçlı yoldan seni oyunun içine sokmak, hayatını daha güzel yapacağına söz verip, ruhunu tahrip etmek için çalışırlar bu dünyada...

***

Ve umutların acılarını kontrol etme noktasına gelip çattığında

Sadece bu durum gelip çatmaz tatlı sözlerle eliyle alıp götürür seni ve seni Yunanistan’ın efendisi olarak vaftiz eder...

***

Ve şu anda sen, kadehini kaldırıp işlerin değiştiğini söylediğinde

Senin aşkını koparır ve senden çalar... Üzerinde harakiri yapar...

***

Ve sen Eleni ve her Eleni...

Atina şehirlerinin uyuyan güzeli...

Yazarın Önceki Yazıları

18.11.2016

Beethoven; çocukluk aşkıyla...

17.11.2016

Altın Kelebek ödülündeki Diriliş Ertuğrul dizisi olayının derin kodları...

16.11.2016

Aydın Doğan ve Altın Kelebek ödül töreni...

15.11.2016

12 yaşındaki çocukla bakıcısının aşkından çıkan sanat...

13.11.2016

‘Erkek bedeninin yükünü arzulayan kadın...’

12.11.2016

Leonard Cohen; anlarız ki bir gün herkes yeniliyordur...

11.11.2016

Hollywood’daki ‘Proje’ sanatçıların; Trump’a hakaret kampanyalarındaki gizli misyon...

10.11.2016

Kadın tacizlerinden medet uman Amerikan medyasının rezil olduğu seçim...

09.11.2016

Mandela’nın hayatı ve efsane sözleri...

08.11.2016

Amerikan derin devletinden seçime saatler kala gelen kritik mesaj...“Hillary temiz...”
daha fazlası...