Peygamberler, rahmeti sonsuz olan Yüce Yaradanın bütün dünya milletlerine dağıttığı ilâhî hediyedir...

Her milletin bir peygamberi vardır. Ancak Kur’an-ı Kerim’de bildirildiğine göre, bütün insanlık âlemine ve bütün milletlere hitab etmek üzere gönderilen tek peygamber, Hz. Muhammed’dir...

İnsanlık tarihinin en önemli eğitim unsurlarındandır peygamberlik.

Kur’an-ı Kerim’in bildirdiğine göre, peygamberler ve ilâhî kitaplar Yüce Yaradanın insanlara lutfettiği manevî bir hediyedir. Allah, insanlar ve milletler arasında fark gözetmeden, onların her birine maddî sayısız nimetler ve çeşitli rızıklar verdiği gibi, ruhî bir gıda, manevî bir nimet olarak peygamberlik nimetini de insanlık âlemine sunmuştur. İnsanlar hidayet yolunu bulmak, hak ve adalet üzere kurulan ilâhî nizamı öğrenerek hayatlarında uygulayabilmek için Allah tarafından seçilerek gönderilen peygamberlere ve onlara indirilen ilâhî vahye ihtiyaç duyarlar. Bütün insanların Rabbi, Yaratıcısı olan yüce Allah, kulları arasında ayırım yapmadan, her millete kendi içlerinden seçtiği peygamberler göndermiştir. Bu konu Kur’an-ı Kerimde şu ayetlerle açıklanmıştır :

Haberin Devamı

“Hiç bir millet yoktur ki, kendi içinde onları uyandıran bir peygamber gelip geçmiş olmasın.” (Fâtır suresi, 24)

“Her milletin bir peygamberi vardır.” (Yunus,/47. Ayrıca bkz. Nahl,36; Rum,47; Zuhruf,/6; Ra’d/8; İbrahim,/4; İsrâ,15)

Bütün peygamberler bu yüce görevi eksiksiz olarak yapabilecek ve kendilerine vahyolunan ilâhî hükümleri insanlara tebliğ edebilecek kudret ve kabiliyette yaratılan seçkin kullar, ilâhî elçilerdir.

Kur’an-ı Kerim, Müslümanlara, yalnız Hz. Muhammed’e (Allah’ın selamı Onun üstüne olsun) değil, dünya milletlerine zaman zaman gönderilen bütün peygamberlere de inanmayı emretmektedir. Bakara süresi 136. ayette;

“Deyiniz ki biz Allah’a, bizlere indirilen Kitab’a; İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve oğullarına indirilenlere; Rableri tarafından Mûsa ve İsâ’ya verilenlere iman ettik. Onları biri birinden peygamber olarak ayırmayız” buyrulmaktadır.

İslâm dini, bütün peygamberlere inanmayı, “iman esasları”ndan ve İslamın temel prensiplerinden saymakla, hiç bir dinin erişemediği derecede kapsamlı bir insanlık dini olma özelliğini kazanmaktadır. (Yunus,10/47. Ayrıca bkz. Nahl,36; Rum,47; Zuhruf, 6; Rad,/8; İbrahim,/4; İsrâ,/15)

Haberin Devamı

Kardeşlik ve barışa davet

Bütün dünya milletlerine hitap etmek suretiyle de, bütün insanlığı kardeşliğe, barışa ve mutluluğa davet etmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de bildirildiğine göre, bütün insanlık âlemine ve bütün milletlere hitap etmek üzere gönderilen peygamber, Hz. Muhammed’dir.

“Biz seni, ancak bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik” (Sebe,28) ayeti bu konuyu açıklamaktadır.)

Peygamberlerin ve kutsal kitapların mesajları bizleri özümüze, gerçek benimize götürür.

Peygamberlerin sundukları ilahi gerçeklere kendimizi açtığımız, ve onların bizlere hatırlattığı yeteneklerimizi fark edip yaşadığımız nice barış ve mutluluk dolu günler dileğiyle.

ÖRNEK HAYATLAR

İlahiyat Fakültesi son sınıf öğrencileri, ‘Peygamberlerin hayatlarına etkisi oldu mu?’ sorusunu yanıtlıyor. Bir öğrenci, “Peygamberimizin en çok etkilendiğim yönü hayatımdaki dengedir” diyor. Diğeri ise peygamberimizin ölümü metanetle karşılamasından etkilendiğini söylüyor...
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi son sınıf öğrencilerine “peygamberlerin hayatınıza etkisi oldu mu, olduysa yaşantılarınızla örnekleyiniz?” sorusu sorulmuştur.
Öğrencilerin açıklamaları incelendiğinde bazıları; Varoluşlarını ve hayatlarını anlamlandırma sürecinde, bazıları ise Farkındalıklarının oluşumu ve ahlak gelişimlerinde peygamberlerden etkilendikleri görülmüştür. Öğrencilerimin yazdıklarını olduğu gibi paylaşıyorum:
İlk yanıt: Denge...
“Peygamberimizin en çok etkilendiğim ve hayatıma tatbik ettiğim yönü hayatımdaki dengedir. Davranışları, yaşayışı olaylara bakış açısının arka planında hep denge vardır. Aşırı uçların insanı değildir. Ben özelde bu dengeyi davranışlarıma yerleştirmeyi düşündüm, aşırı olan hareketlerimi dengelemeye çalıştım. Çoğu yanlış bilgilerle peygamberimiz bize tek taraflı tanıtılır. İnsan üstü varlık gibi gösterilir. Oysa ihtiyacım olan davranış ve yaşam felsefesinin en güzelini onda bulmak mümkün. Hayatımın dönüm noktası olarak gördüğüm bir olaydan sonra epeyce sıkıntıya düşmüştüm. Hayatın hiçbir manası kalmamıştı. O zamana kadar hayatımı hep başkalarının isteği üzerine kurmuş ve bu yönde çalışmıştım. Sonra sıkıntıları gidermek için arayışa başladım. Kendi iç dünyamı keşfettim ama derinlemesine bir keşif, iç dünyamı kendi isteklerim, arzularım, hayat felsefem dışındaki bütün bana ait olmayanlardan temizledim. Örnek alırken en fazla yararlandığım peygamberimiz oldu.”
2’nci yanıt: Ölümü karşılama...
“Beni en çok etkileyen ölmeden önce peygamberimizin Hz. Ayşe’ye söylediği ‘en üstün Dosta gidiyorum’ sözüdür. Ölümü o kadar metanetle karşılamak ve Allah’ı dost, arkadaş bilmek, beni etkilemişti. Allah’ı o kadar çok sevemediğim ve ölümden korktuğum için üzülmüştüm. Hz: Muhammed iyi ki bizim peygamberimiz. Onu seviyorum ve biliyorum ki şimdi yaşasaydı hatalarımla bile o da beni severdi. Doğdum, Allah beni seviyor, peygamberim sevgi dolu, benim içimde sevgi var, çevremdeki insanlarda sevgi var bunları hissediyorum.”
FARKINDALIĞIN OLUŞUMU VE AHLAK GELİŞİMİNDE İNSAN-PEYGAMBER İLİŞKİSİ
“Peygamberimizin beni en çok etkileyen yönü onun bir eş olarak eşine karşı davranışlarıdır. Peygamberlikle ilgili olarak yaşadığı sıkıntılarını bile eşiyle paylaştığını görüyoruz. Ayrıca peygamberimizin evlendiği zaman Hz. Hatice’nin evine taşındığını öğrendiğimde çok şaşırmıştım, bizde böyle erkeklere içgüveysi denir ve bu durum genellikle kınanır, bu beni çok etkilemiştir. Yine onun evde eşine ev işlerinde yardım ettiğini, kendi işlerini kendisinin yaptığını görüyoruz. Peygamberimizin diğer kadınlara karşı davranışları da beni etkilemiştir. O hiçbir zaman kadınları toplum hayatından dışlamamış ve onlara ikinci sınıf insan muamelesi yapmamıştır.”

Haberin Devamı
DİĞER YENİ YAZILAR