Paranın geçmediği market gıda israfına dur diyor

Gıda israfını önleme ve yoksulluk sınırı altında yaşayan insanların temel ihtiyaçlarını karşılama misyonuyla kurulan Temel İhtiyaç Derneği’nin (TİDER) kurucu başkanı Serhan Süzer, derneğin ‘gıda israfına dur diyen ve paranın geçmediği’ Destek Marketleri’ni anlattı.

08.10.2017 Pazar 02:30
Güncellenme: 08.10.2017 00:34
Burak Kara / bkara@gazetevatan.com

Serhan Süzer, iş adamı, girişimci ve aktivist! Kendini bildi bileli çevre ve toplumsal dönüşüm konularına duyarlı, destekçi. Sosyal fayda yaratmayı seven farklı bir iş adamı… Kurduğu şirketler topluluğu Eko Group ile güneş enerjisinden teknolojiye, fintech modelinden CRM uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede üretiyor, üretiyor… Çok değil 7 yıl önce de gıda israfı ve hayatın herkese eşit davranmadığının bilinciyle, ‘yoksulluk sınırı altında yaşayan insanlar için de bir şeyler yapmalıyım’ demiş. Kurduğu Temel İhtiyaç Derneği (TİDER) ile bugün İstanbul’da iki Destek Market açarak hem gıda israfını azaltmaya hem de yoksulluk sınırı altında yaşayan insanlara çağdaş bir şekilde destek olmaya çalışıyor.

Bu markette para geçmiyor

Türkiye’de yaklaşık 30 milyon insan bir başka deyişle her 5 aileden biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bu duruma tezat olarak, gıda israfı da ülkemizde dünya ortalamasının üzerinde. Türkiye’de halen sudan ekmeğe, kağıttan yakıta, enerjiden gıdaya kadar bir çok tüketim maddesi israf ediliyor. 

Gıda israfının önemli kalemlerinden biri de market raflarında kalan son kullanma tarihi ya da raf ömrü dolmak üzere olan ürünlerden oluşuyor. İşte Temel İhtiyaç Derneği, israf edilecek bu ürünleri İstanbul’da kurdukları Destek Marketlerle yoksulluk sınırı altındaki vatandaşlarla ücretsiz olarak buluşturuyor. Böylece bir taşla iki kuş vuruluyor, hem israfın önüne geçiliyor hem de ihtiyaç sahiplerine hızla tüketebilecekleri gıdalar imha edilmeden temin ederek aile bütçelerine katkı sağlıyor. TİDER bununla da kalmıyor; yoksulluk sınırı altında yaşayan İhtiyaç sahiplerinin hayatlarını idame ettirecek noktaya gelmelerini de sağlıyor. Aile Bakanlığı ile işbirliğiyle bu ailelere ulaşılıp isdihdam yaratarak kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlayacak iş imkanları da bulmalarını sağlıyor.

TİDER kurucu başkanı Serhan Süzer bu iyilik hareketini şöyle anlatıyor, “Biz ürünleri ihtiyaç sahiplerine dağıtmıyor, onların Destek Market’ten alışveriş yapmalarını sağlıyoruz. Son kullanma tarihi konusuna gelirsek, her gıda ürününün bir son kullanma tarihi var. Fakat şirketlerin ayrıca raf ömrü dedikleri bir tarih daha var. Bu da ürünlerin artık satılmayacağını öngörerek raflardan topladıkları tarih. Halbuki, bu ürünlerin daha 2 aylık, belki de daha fazla ömrü var. Fakat “raf satış sürecinden” dolayı toplanması ve imha edilmesi gerekiyor. İşte biz burada devreye giriyor ve son tüketim tarihine daha zamanı olan ürünleri onlardan alıyoruz ve Destek Marketlerimizde ihtiyaç sahiplerine sunuyoruz. Dünya istatistiklerine göre gıda bankalarında bir ürünün ortalama raf ömrü sadece altı gün. Dolayısıyla bizde son kullanma tarihi gelmeden ürünler tükeniyor. Nadir de olsa son kullanma tarihi gelirse stok yönetim sistemimizle bunun takibini yapıyoruz ve raflarımızdan kaldırıyoruz. Bazı ürünler büyük paketler halinde geliyor, çay, un, pirinç gibi. Biz bunları hijyenik ortamlarda, gıda paketleme şartlarına uygun olarak daha küçük miktarlarda yeniden paketliyor ve raflara öyle koyuyoruz.”

Gıda bankacılığı sistemi model alındı

Süzer, TİDER’in kurma amacını şu sözlerle anlatıyor, “Şu anda dünyanın en önemli sorunlarından biri gıda israfı. Tüm bu israfı ve yoksulluk sınırının altında yaşayan insanları görünce, biz de bir şeyler yapmalıyız dedim. Dünyada gıda bankacılığını geliştirmeyi hedefleyen ve dünyanın her yerinden gıda bankalarının üye olduğu Global Food Banking Network (Küresel Gıda Bankacılığı Ağı)’ün temsilcisi Türkiye’ye geldiğinde, kendisinin düzenlediği toplantıya katıldım. Amerika ve Avrupa ülkelerinde gıda israfını azaltmak amacıyla kurulan “gıda bankacılığı” sistemi ile o toplantıda tanıştım ve böyle bir sistemi ülkemizde neden uygulamayalım dedim. Aslında gıda bankacılığı tüm dünyada açlıkla mücadelede bir araç olarak kullanılıyor. Şanslıyız ki, Türkiye dünyanın geri kalanında olduğu gibi açlığın çok derin olduğu bir ülke değil, açlık sınırı altında yaşayan az insan var ama yoksulluk sınırı altında yaşayan 30 milyon civarında insan var. Bir yerde israfı engelleyerek diğer tarafta ihtiyaç sahiplerinin temel ihtiyaçlarını karşılayabiliriz diye düşündük. 2010’da Gıda Bankacılığı Derneği’ni kurduk. 2014 yılında şöyle dedik: Biz bu danışmanlıklarla birlikte aklımızdaki modeli önce hayata geçirelim ve bir gıda bankası kuralım. Gıda bankacılığı evet çok güzel bir araç fakat kişilere temel ihtiyaçlarını sürekli vermek sürdürülebilir değil. Bu kişileri bir yandan temel ihtiyaçlarına ulaştırırken bir yandan da onları istihdama kazandırarak gıda bankalarına ihtiyacını ortadan kaldırmalıyız dedik. Entegre bir model kurgulayıp TİDER adını aldık. 2015’te ilk Destek Marketimizi açıp istihdam programımızı da başlattık.”

İstihdama da katkı sağlıyorlar 

Serhan bey hedeflerinin yoksulluk sınırı altında yaşanan yüzbinlere ulaşmak olduğunu ve Maltepe’de açtıkları ilk Destek Market’te 5 bine yakın aileye ulaştıklarını belirtiyor. Dernek geçtiğimiz günlerde de İstanbul’un en büyük ilçesi olan Bağcılar’da da ikinci Destek Marketi hizmete açmış. ‘‘Neden Bağcılar’’ sorusuna Serhan beyin verdiği cevap çarpıcı; “Kaymakamlık verilerine göre Bağcılar’da yoksulluk sınırı altında yaşayan aile sayısı 100 bin. Biz de bu ailelere ulaşmayı hedefliyoruz. Marketlerimizle sadece ailelerin temel ihtiyacı olan gıda, temizlik malzemesi ve kıyafet gibi ihtiyaçlarını karşılamıyoruz. İstihdam programımızla ailede çalışabilir durumdaki kişileri belirliyoruz. Mesleği varsa ona göre, yoksa meslek eğitimi de almasını sağlayarak uygun işlere yerleştiriyoruz. Bu şekilde istihdama kazandırdığımız kişi sayısı da 60. Amacımız insanlara sadece balık vermek değil, balık tutmayı da öğreterek  ayakları üzerinde durmalarını sağlamak.”

Hedef yoksulluk sınırı altındakiler

Peki sistem nasıl işliyor, ihtiyaç sahibi aileler nasıl belirleniyor? TİDER, destek marketlerden ücretsiz alışveriş yapacak ve sonrasındaki isdihdam çalışmalarından faydalanacak ailelerin belirlenmesini kaymakamlıklar, muhtarlıklar ve belediyeler gibi “gerçek ihtiyaç sahiplerini” tanıyan ve onları sisteme katacak kurumlarla işbirliği yaparak koordine ediyor. Bu kurumlara TİDER’in ‘başvuru kitleri’ bırakılıyor.  Formu dolduranlar TİDER’in sosyal hizmet uzmanına ulaşıyor. Gelen başvurular belli kriterler dahilinde değerlendiriliyor ve olumlu bulunan ailelere durumlarına göre aylık limitler belirleniyor. Aile bilgileri ve aylık belirlenen limitler derneğin sistemine giriliyor. Aileler bu limitler içinde her ay diledikleri şekilde Destek Market’ten ücretsiz alışveriş yapabiliyorlar.

Temel ihtiyaçları karşılıyorlar

Destek marketlerin ürün skalasında, derneğin isminden de anlaşılacağı gibi ihtiyaç sahiplerinin temel ihtiyaçlarını sağlamaya yönelik temel ihtiyaçlar var. Gıda, temizlik ürünleri ve kıyafet ise raflardaki ana kategoriler. Serhan Süzer, “Bir evin mutfağının temel gıda ihtiyaçları nelerdir? Un, mercimek, bulgur, sıvı yağ, makarna, salça, ekmek, çay, konserve… İlk aklıma gelenler bunlar. Bu saydıklarımın yanı sıra marketimize haftada üç gün sebze ve meyve de geliyor. Et, tavuk, süt ve süt ürünleri grubunu lojistik ve saklama konularında zorluklar olduğu için şu anda paylaşamıyoruz. Belki Türkiye’de de bir marka TİDER ile işbirliği yaparak soğuk zinciri kurar ve ürünlerini bize ulaştırır, hem kendi israfını engeller hem de ailelerin bu ürün grubundan da faydalanmalarını sağlar. Gıda ile birlikte bir evin ve bireyin temizliği için gerekli olan temizlik ürünleri, şampuan ve deodorant gibi kişisel bakım ürünlerini de destek marketlerimizde paylaşıyoruz. Bebekli aileleri düşünerek çocuk bezi ve çocuk maması da bulunuyor. Üçüncü ürün grubu da kıyafet. Gönüllü ve destekçilerimizden gelen kıyafetleri de paylaşıyoruz. Tekstil firmaları tok fazlası kıyafetlerini bize gönderebilirler.”

Ailere nakdi yardım yok

Süzer “Biz herhangi bir şekilde ailelere maddi ya da nakdi yardım yapmıyoruz. Bugüne kadar bize destek olan markaların 1 milyon 261 bin TL değerindeki ürününü israftan kurtararak ailelerle paylaştık” diyor. Israfın önüne geçmek ve yoksulluk sınırı altında yaşayan her aileye ulaşabilmek için ülkemizde binlerce gıda bankası kurulması gerektiğini söyleyen Süzer, “Biz marketlerimizi ilçe bazlı kuruyoruz. O ilçede yerelin bir parçası olmayı, insanların “Bizim TİDER” dedikleri bir kurum olmayı ve Türkiye’de merkez noktalarda Destek Marketler açmayı hedefliyoruz.’’

4 kişilik bir ailenin 1 yıllık ihtiyacı 265 TL

Bu projenin en önemli ayağına gelince. Çözüm ortakları ve sponsorlar... Serhan Süzer, TİDER’e destek veren sosyal faydanın önemine inanan ulusal ve uluslararası markaların, şirketlerin derneği desteklediğini anlatıyor, “Unilever, Carrefour, Cargill, Chep, Evyap, Barilla, Mondelez, Komşu Fırın, Jacobs, GreenChemicals, Peyman, Nestle, Metro ve Banvit gibi önemli markalar bizle birlikteler. Kendi şirket grubum Eko Group da TİDER’in destekçisi. Derneğe  destek olmak isteyenler  www.tider.org web sayfamızdan bizi ve çalışmalarımızı okusunlar. Arzu eden gönüllü olabilir, bizim için çok değerli bir destek. Örneğin siz 265 TL ile bir ailenin ancak birkaç günlük temel ihtiyacını karşılayabilirken biz aynı tutarda bağış ile 4 kişilik bir ailenin 1 senelik temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyoruz. Destek olmak isteyenler internet sitemizden bağışlarını gerçekleştirebilirler.’’

HABER ÖNERİLERİ

Karı-koca bizi ekranda izlemeyi çok sevdiler

Kadın hayatını cehenneme çeviren 4’lü

Penis boyunu uzatmanın yolları

Sevgiliyle spor motivasyonu artırır

Erken boşalmayı geciktiren çözümler

3 günlük detoksla yağlarınızdan kurtulun!

Bir hapla 24 saat iktidar dopingi

Soğuk havalar bu kış donduracak

Sağlıklı yemek de lezzetli olur

Begüm Kütük: Hiçbir şeye değişmem