Murat Çelik

tüm yazıları
e-posta gönder

‘Doğayı vahşi kapitalizme kurban etmemeliyiz’

09.11.2014 Pazar

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Manisa’nın Yırca ilçesinde yaşananları Avusturya’nın başkenti Viyana’dan değerlendirdi: Zeytin kıymetli bir ağaçtır. Doğayı, vahşi kapitalizmin kurallarına terk edemeyiz

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Avrupa’ya göçün 50’inci yılı etkinliklerine katılmak üzere geldiği Viyana’da gezisini izleyen medya temsilcilerinin sorularını yanıtladı. Kurtulmuş’tan termik santral kurulması planlanan bölgede 6 bin zeytin ağacının kesilmesine yönelik oluşan toplumsal tepkiye destek geldi. “Biliyorsunuz zeytin zor yetişen, kıymetli bir ağaç. Doğayı, vahşi kapitalizmin kurallarına terk edemeyiz” diyen Kurtulmuş şunları söyledi:

“Doğru, burada bir eksiklik var. Bir orta yol bulmak zorundayız. Tamam, ülke olarak elektrik enerjisi açığımız var evet. Santrallere ihtiyacımız var evet. Ama ekonomik olarak ihtiyacımız var diye, kontrolsüz, denetimsiz şekilde doğayı, çevreyi de tahrip etmek yanlış. Denetimi, kontrolü sağlayıp, dengeyi oluşturmanın yolunu bulmak lazım. İhtiyacı karşılarken, vahşi şekilde bütün doğayı da tahrip etmemek lazım. Hepsinin planlamasını yapmamız lazım.

 

‘Doğru bulmuyorum’

Yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve devletin uçak havuzuna son eklenen TC - TUR’un maliyetleriyle ilgili tartışmayı doğru ve olumlu bulmadığını söyledi: “Demek ki başka tartışacak bir konumuz yok ki bu mevzuyu bu kadar çok konuşuyoruz. Uçak meselesinde, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bizler, çok uzun seyahatler yapıyoruz. Çoğu zaman bakanların trafiğine yetmiyor mevcut uçaklar. Bu son uçakla mesela en son Afganistan’a giderken yine gördük, rahat koşullara ve son teknolojik imkanlara sahip bir uçağın, fonksiyonel olarak da çok faydalı olduğunu görüyoruz. Yapacağınız bir çok işi yolda yapabiliyorsunuz. Bu bir ihtiyaç.”

Barış dili korunmalı

Kurtulmuş, çözüm sürecinde yaşanan sıkıntı ve gerginlikler hakkında şöyle dedi: “Tarafların hiç biri geri dönebilecek noktada değildir. Kim bu sürece çelme takarsa bölge halkı onu politik olarak cezalandırır. Bu politik bir süreç ve politik muhatap lazım. En büyük sorumluluk HDP’ye düşüyor. Başta HDP ve tabii herkesin barış dilini koruması ve geliştirmesi lazım. Sokağı karıştırmak isteyenler barış dilinin kekeme olmasını isteyenler. Kürtlerin onuruyla Türklerin gururunu eş zamanlı sağlamak işin temeli. Siyaset bu anlayışta buluşursa sokağın dili zayıflayacaktır. Siyaseti sokağa değil, sokağı siyasete çekmeliyiz. Siyaset dili sokağın dilini yenecektir ve yenmelidir.” 

ATILIMI BERABER YAPACAĞIZ

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı ‘ekonomide dönüşüm eylem planıyla’ ilgili de konuşan Kurtulmuş, gelinen noktayı “Son 12 yıllık ekonomi politikalarının faz değiştirmesi” olarak adlandırdı ve yeni dönemin önceliklerini şöyle sıraladı:

- Bundan sonra üretimi geliştirmeyi ve istihdam yaratmayı hedef alan bir anlayışla, her bakanlık seferberlik ruhuyla çalışacak.

- Yeni bir kalkınma ve atılım ruhu ve bürokrasinin bunu özümsemesi, özel sektör ile yerel ekonomi aktörlerinin birlikte, sinerji yaratarak devreye girmesi lazım.

- Türkiye ekonomisi New York ya da Londra’dan yönetilemeyeceği gibi Ankara’dan da yönetilemez. Ekonominin de yerinden yönetimi gerekiyor.

- Yüksek teknoloji ürünü, marka değeri ve katma değeri yüksek olan ürünlerde atılım yapmamız şart. Son 12 yıldan daha zor bir döneme giriyoruz. Devlet, özel sektörün marka değeri yaratmasını özendirecek, katma değer yaratmayı teşvik edecek.

- Bir şey yapacaksak, bunu hep beraber yapacağız. TÜSİAD da, MÜSİAD da bu ülkenin gerçeği, değerleri... Biz Türkiye için elini taşın altına koyan herkesle birlikte çalışacağız. Hepsini dinleyeceğiz, konuşacağız, diyalog içinde olacağız. Temel nokta, bu sivil toplum örgütlerinden hiçbirinin kendini siyasetin yerine koymamasıdır.

- Bu atılımı birlikte yapacağız. Yapmazsak orta gelir tuzağına düşeriz ve bu kimsenin yararına olmaz. Kazanacaksak hep beraber kazanacağız. KOBİ’lerin kazanmadığı bir ekonomik anlayış içinde TÜSİAD’ın da kazancı olmaz, başkasının da.

- Ülkemizdeki ekonomi üst gruplarının küresel rekabet ortamında önünün açılması anlayışı ile hareket edeceğiz. Büyük sermaye sahiplerinin de Türkiye’de süper ligde oynamakla yetinmeyip, dünya ligine çıkması lazım.

- Orta sınıfların güçlendirilmesi perspektifini de çok kuvvetli ortaya koymamız lazım. KOBİ’lerin desteklenmesi, güçlendirilmesi gerekiyor.

- Alt gelir gruplarının sadece sosyal yardımlarla desteklenmesi yeterli değil. Daha çok iş, daha çok istihdam üretmemiz lazım. Türkiye’nin her yıl 700 bin istihdam yaratması gerekiyor. Bunun için de yılda en az yüzde 4, yüzde 5’lik bir büyüme hedefini tutturmak lazım.

- Ekonomide 2008’e kadar rahattık ama 2008’den sonra bambaşka bir dünya var. Şimdi bizim, 2023’te yerli - yabancı yatırım oranını yarı yarıya seviyesine getirmemiz gerekiyor.

Yazarın Önceki Yazıları

01.11.2018

ZIPIR

31.10.2018

Siyah-beyaz ölüm-yaşam

26.10.2018

Bahçeli’nin kararlılığı

24.10.2018

İttifak kulislerinden isimsiz demeçler

23.10.2018

Cumhur ittifakındaki bağ pamuk ipliği mi, çelik tel mi?

17.10.2018

Küresel liderin bölgesel temasları

16.10.2018

Tercih

06.10.2018

Siyaset, saygı, üslup

04.10.2018

Bu soru bütün Meclis’e

02.10.2018

İlk gün mesajları ve soruları
daha fazlası...