Murat Çelik

tüm yazıları
e-posta gönder

Tercih

16.10.2018 Salı

Brunson gitti, kavga bitti mi?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)  Türkiye ilişkilerinde güncel soru bu?

Bu sorunun yanıtı, kocaman bir “Tabii ki hayır.”

Çünkü…

İki ülke arasındaki sorunların bir rahibin serbest kalmasından ibaret olmadığını hepimiz biliyoruz.

Ama daha önemli bir nokta var…

İki ülke arasındaki ilişkiler de, Ankara  Washington DC hattından ibaret değil.

***

Bugünü okuyabilmek için  en azından - 14 sene öncesine dönmek gerekiyor.

2004 yılında, ABD’de bir kitap yayımlandı: The Choice. Yani “Tercih”.

Net ve kritik soru, kitabın kapağında yer alıyordu: Global Domination or Global Leadership? Yani “Küresel hakimiyet mi, küresel liderlik mi?”

Zbigniew Brzezinski, Tercih (The Choice, 2004) adlı kitabında ABD’nin önündeki iki seçeneği bu netlikte adlandırmıştı.

( 70’li yıllarda dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’ın ulusal güvenlik danışmanlığını  da  yapan  ünlü stratejist  Brzezinski geçen yıl Mayıs ayında, 89 yaşındayken öldü. )

***

Car ter’ın, eski danışmanının kitabı hakkındaki kısa yorumu bile çok şey ifade ediyor:

“ Hiç kimse gücün ve ilkelerin karşılıklı bağ ımlılığını Zbigniew Brzezinski’ den daha iyi anlayamaz.  ‘ Tercih ’ , şu andaki jeopolitik durumu gösteren tartışmasız bir yol haritası ve Amerika’ nın gelecekte   barışı ve istikrarı sağlamak maksadıyla nasıl davranması  gerektiğine dair bir rehber. “

Jimmy Carter’ın sözünü ettiği, “ABD’nin barışı ve istikrarı sağlamak maksadıyla” attığı adımların  özellikle Ortadoğu’da  doğurduğu sonuçlar on yıllardır ortada.

***

Dönelim ‘Tercih’e…

ABD  yukarıdaki  iki seçenekten birini  ‘ tercih ’  edecekti; ikincisini seçti. Yani küresel liderliği…

Bu ‘tercih’in ilk sebebi, küresel hakimiyet hedefinin  yüksek maliyeti ve  sürdürülebilir olmamasıydı.

Küresel hakimiyetin tesisi, dünyanın  kendisine çok uzak olan - farklı bölgelerinde ‘bizzat’ bulunmak ve uzun süre kalmakla mümkündü. ABD, bu yöntemin faturasının (her manada) ne kadar ağır olduğunu yaşayarak öğrendi.

Küresel liderliğin küresel hakimiyetten  çok önemli,  temel  bir farkı vardı. O fark, u zak coğrafyalarda ‘taşeron kullanmak ’  formülü ydü…

Washington DC yönetimleri için bu yöntem, diğerine göre daha az riskli ve daha akılcıydı.

Ve tabii satranç tahtasında daha fazla  ve daha çeşitli  hamle ler yapma imkanı  demek…

***

Dedik ya… ABD ile Türkiye arasındaki ilişkileri, Washington DC’nin küresel ve Türkiye’nin içinde yer aldığı bölgeye dair ana planından bağımsız düşünmek mümkün değil.

Türkiye ile ilişkileri; ABD’nin İran dosyası da şekillendirir, Irak projeksiyonu da… Çin politikası da belirler, Suriye’ye dair planlamaları da…

Nitekim öyle de oluyor. (Şu dönemde özellikle de Suriye satrancına kafa yormak, dikkat kesilmek gerek.)

O yüzdendir ki; Türkiye de ABD ile ilişkilerine sadece ‘ikili’ boyutta bakamaz, bakmamalıdır.

Resmi açıklamalarda ilişkilerden bahsedilirken sıklıkla karşımıza çıkan, ‘çok taraflı, bölgesel ve ikili’ sözcükleri, öyle sıradan lâflar değildir. Olmamalıdır.

Yazarın Önceki Yazıları

01.11.2018

ZIPIR

31.10.2018

Siyah-beyaz ölüm-yaşam

26.10.2018

Bahçeli’nin kararlılığı

24.10.2018

İttifak kulislerinden isimsiz demeçler

23.10.2018

Cumhur ittifakındaki bağ pamuk ipliği mi, çelik tel mi?

17.10.2018

Küresel liderin bölgesel temasları

16.10.2018

Tercih

06.10.2018

Siyaset, saygı, üslup

04.10.2018

Bu soru bütün Meclis’e

02.10.2018

İlk gün mesajları ve soruları
daha fazlası...