Müge İplikçi

tüm yazıları
e-posta gönder

İfade özgürlüğü olmadan düşünce biter

13.08.2017 Pazar

‘Bir ülkede seçimler yasaklandığında, bütün gazeteler harfi harfine aynı şeyi yazdığında, gazeteciler susuturulmaya çalışıldığında, yöneticilerden farklı düşünen insanlar hapse atıldığında, din adamları insanlara farklı fikirlerini ifade etmeyi yasakladığında, büyük tehlikedeyiz demektir.’

Brigitte Labbe

Genç dostlarımla sık sık buluşmamıza neden olan Çıtır Çıtır Felsefe serisinin yeni kitabı yayımlandı: Anlaşmak ve Anlaşamamak! Yukardaki bölüm de o kitaptan zaten. Bu paragraftan sonraki cümle ise şöyle:

‘İfade özgürlüğü olmadan diyalog biter, düşünce de öyle.’

Peki düşünce biterse ne olur sorusu, burada önemli. O da kitapta mevcut elbette. Kısacası;

‘Her söyleneni anlamadan tekrar eden bir papağana, nereye gittiğini bilmeden sürüyü takip eden bir koyuna’ dönüşmek an meselesi olur.

Olup bitenlere ‘hayır’ demek ise nasıl bir şey diye soracak olursanız, onun için de kitabın sayfaları hizmetinizde:

‘Hayır demek zor bir şey...’

En azından göze almak demek. Neyi? Onun için ‘bir zahmet bu ince kitabı okuyun!’ diyeceğim.

Ya anlaşmak? Birçok alanda mümkün ama ben yine ülkelere referans veren bir cümlede odaklanmayı tercih ediyorum. Kitapta bunun için de harika bir cümle mevcut:

‘Bir ülkede, herkesin aynı fikirler üzerinde uzlaşmasının olanaksız olduğu anlaşıldığından, fikirler değil, kurallar konusunda anlaşma sağlanır.’

Fikirler değil, kurallar konusunda anlaşma... Neden fikirler değil de kurallar? Brigitte Labbe, bu konuda çok net. Bunun için de matematik dünyasına referans veriyor. Er ya da geç sonuca varılan matematik dünyasının, insanların dünyasından farklı olduğunu vurguluyor.

Nasıl mı?

‘Öğretmen insanların dünyasının matematik dünyasıyla hiçbir ilgisi olmadığını biliyor. İnsanların dünyasında bir tarafa haklıları, bir tarafa haksızları ayıramazsın. Kimileri için güzel olan, kimileri için çirkindir; bazıları için ilginç olan, diğerleri için o kadar ilginç olmayabilir; zalim, iyi ya da kötü de öyle... İnsanların dünyasında herkesin üzerinde anlaşacağı kesin doğru bir yanıt yoktur.’

Bu noktada kurallar devreye girer işte. Hak ve özgürlükleri aktaran, ifade özgürlüğünü vurgulayan, adaleti, hukuku, yaşamı gösteren kurallar. Kısacası yazımın başına koyduğum durumları ‘gösteren’ kurallar.

Yani, bir ülkede seçimlerin yasaklanmamasını, seçimlerde oyların çalınmamasını, gazetelerin farklı farklı şeyler yazmasını güvence altına alan, gazetecilerin işlerini yapmasına yardımcı olan, farklı düşünen yöneticilerin, insanların hapse atılmasını önleyen, velhasıl ifade özgürlüğünü teminat altına alan kurallar...

Anlaşmazlıklar?

‘Elbette olacaktır!’ diyor yazar. Başka türlü araştırmacı bir arkeolog gibi olma şansımız var mı yaşam karşısında? Zaten yaşam da bu değil mi?

‘Anlaşmazlık, insanı nedenler aramaya iter. Araştırır, soruşturur, kendimize sorular sorarız. Böyle böyle, bir anlaşmazlıktan diğerine, yeni bakış açıları, fikirler, düşünceler, görüşler oluşur, şekillenir, yıkılır ve yeniden yükselir.’

Fidanlara felsefeyi tartıştıran bir kitap bunları söylüyor işte.

Ahhh ah. (Bu ahlar bana ait elbette) 

Yazarın Önceki Yazıları

22.07.2018

Damızlık kızların şahane hikayesi

17.07.2018

Yerden neleri kaldırırız?

15.07.2018

Şişedeki gibi durmayanlar

09.07.2018

Ya sabır!

08.07.2018

Değişim hayali

02.07.2018

Ortancalar

01.07.2018

Ve yağmur yağdı

24.06.2018

Deniz Bize İyi Gelecek

18.06.2018

Çok tuhaf

17.06.2018

Mesut Bey
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Eda Solmaz

Türkçe pop hala yaşıyor!

Koray Caner

Yazın en popüler çantası

Müge İplikçi

Damızlık kızların şahane hikayesi

Oya Doğan

Kızlar ‘2. Sayfa’yla ekrana dönüyor

Mert Nayır

Türk işçisine yurt dışında da rahat yok

Serhat Ulueren

Geçen yıldan daha iyi olacak

Mehmet Ayan

Gülümse

Lütfü Özel

İran meselesi!