Ercan Çitlioğlu

tüm yazıları
e-posta gönder

NATO’da skandal...

24.11.2017 Cuma

“Ben doğru yolda kaybolmuş görmedim.”

Sadi

Yurtdışında katıldığım toplantıların sohbet bölümünde söz NATO’dan açıldığında değişmeyen bir espri gündeme gelir. NATO sözcüğünün açılımı ile ilgili ancak içinde gerçeklik payı bulunan bu espri “No Action Talk Only”dir. NATO sözcüğünü oluşturan harflerin başlarına yerleştirildiği kelimelerden oluşan bu sarkastik tekerleme Türkçeye “Eylem yok, konuşma çok” olarak çevrilebilir.

Ne var ki NATO kendisine izafe edilen tekerlemeyi, Norveç’te düzenlenen Plan Tatbikatında, orijinal jenerikte yer alıp almadığı açıklığa kavuşmamış olsa da kabul edilmesi ve özür dilemekle geçiştirilmesi mümkün olmayan bir skandala dönüştürerek doğrulamış bulunuyor.

Kamuoyu ve siyaset dünyasındaki çok haklı tepkiler simülasyonlarda Atatürk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hayali ancak Rusya olduğu anlaşılan bir düşman ile işbirliği yapan bir başka hayali, ancak Türkiye olduğu çok açık bir ülkenin liderleri olarak tanıtılmalarına odaklanmışken Plan Tatbikatının jeneriği üzerinde yeterince durulmadı.

Oysa Plan Tatbikatının jeneriği özellikle Rusya ile S-400 sistemlerinin satın alınmasına ilişkin anlaşma ile son dönemlerde Ankara’nın Moskova ve Tahran’la yakınlaşmasının, NATO çevreleri ve Pentagon’da yarattığı rahatsızlık ve tedirginliği yansıtması açısından ayrı bir önem taşımaktaydı.

Norveç’te sergilenen bu ağır hakaret ve aşağılamayı, plan tatbikatına yetkisiz iki küçük ve geçici görevlinin bilgi dışı müdahalesine bağlayan açıklamalar ise bu tür tatbikat jeneriklerinin aylar süren çok uluslu ekip çalışmaları sonucu hazırlandığını, gerekli kleranslara sahip olmayanların sisteme girerek değişiklik/ekleme yapmalarının mümkün bulunmadığını bilenler açısından inandırıcı olmamalı.

Uzunca bir süredir Türkiye ile ilgili yürütülen algı operasyonlarının yeni bir örnek ve aşaması olarak ortaya çıkan ve çevreleme politikasına NATO’yu da dahil eden bu skandal, Brüksel’de NATO karargahındaki fısıltılarla bir arada değerlendirildiğinde sergilenen oyun basit bir özürle geçiştirilemeyecek  önemde...

Türkiye ise tartışılmaz bir biçimde haklı olduğu yaşanan bu durumda, kurgunun kendisine yüklemek istediği rolü oynamama, daha açık bir ifade ile en son söylenmesi gereken sözleri en başta söylemekten kaçınma konusunda çok dikkatli olmalı.

NATO’dan çıkmak ya da çıkmayı düşünmeyi söylemenin aslında bu oyunun müelliflerinin bilinçle tahrik ederek duymak istedikleri tepki olduğunu, Türk toplumunun baskı yapılacak sinir uçlarının çoktandır deşifre edildiğini bilerek davranılması gereken ilginç ve hareketli günler yaşadığımızı unutmamamız gerekiyor.

Yazarın Önceki Yazıları

16.10.2018

‘Bir gece ansızın gelebiliriz...’

12.10.2018

Kaşıkçı ve Ecyad Kalesi

09.10.2018

Yalan rüzgarı…!

05.10.2018

İran’da neler oluyor..?

02.10.2018

Fırat’ın doğusu..

28.09.2018

Fırat’ın doğusu -1-

25.09.2018

Soçi zirvesi ve İdlib -2-

21.09.2018

Soçi zirvesi ve İdlib.. -1-

18.09.2018

Kobra-Boa Yılanı ve İdlib -3-

14.09.2018

Kobra, boa yılanı ve İdlib.. -2-
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Oya Doğan

Mipcom’dan neler oluyor?