Ercan Çitlioğlu

tüm yazıları
e-posta gönder

Rakka’nın esrarı ve Palmira...

21.11.2017 Salı

“Mert düşman kötü huylu dosttan daha iyidir.”

Anonim

DEAŞ’lı teröristlerin Tırlar ve otobüslerle YPG tarafından mutlaka ABD’nin bilgi ve izni dahilinde kendilerine açılan güvenli koridoru kullanarak silahları ile birlikte Rakka’dan ayrılmalarına ilişkin görüntülerin BBC televizyonunda yayınlanması ile birlikte Washington’un terörizmle mücadeledeki samimiyetsizliği bir kez daha ortaya çıkmış bulunuyor.

DEAŞ’lıların Rakka’yı terk etmelerine izin verilmiş olmasını YPG’nin kayıp vermesini önlemeye bağlayan ABD kaynaklı açıklamalar ise neresinden tutulursa elde kalacak nitelikte. Bu açıklama gösteriyor ki ABD’nin amacı DEAŞ’ı yok etmekten çok Rakka’yı, YPG aracılığı ile ele geçirerek PYD’nin nüfuz bölgesini güney doğuya doğru genişletmek...

Bu eylem, Pentagon’un Fırat Kalkanı harekatının niçin 20 km. derinliği aşmaması konusunda ısrarcı olduğunu, harekatın Menbiç’e yönelmesi olasılığına karşı niçin bölgeye kalkan görevi yapacak unsurlar gönderdiğini, verilen sözlere karşın YPG’nin Menbiç’te varlığını niçin sürdürdüğünü ve daha da önemli olmak üzere Türkiye’nin Rakka operasyonunu birlikte yapma önerisinin ABD tarafından niçin kabul edilmediğini çok net açıklıyor.

Suriye’de yaşananları yakından izleyenler; Esad güçlerinin Palmira’ya yöneldiği günlerde, burada Suriye ordusuna ait yer altı depolarındaki ağır silahlar ve tonlarca mühimmatın DEAŞ tarafından 80 dolayında TIR’a yüklenerek üstelik hiçbir gizleme gereğini duymaksızın gündüz vakti Rakka’ya götürüldüğünü, ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin bu nakliye işlemine seyirci kaldıklarını, depoları korumakla görevli Suriye’li bir albayın Şam’da idam edildiğini anımsayacaklardır.

ABD’nin DEAŞ’la Mücadele Sözcüsü Albay R.Dillon’un, Afrin’e yönelik bir harekat gerçekleşmesi halinde YPG’yi koruyacakları açıklaması ile Başkan Yardımcısı M.Pence’in, geçici ve taktik olarak nitelediği YPG ile işbirliğinin bir süre daha daha devam edeceğine ilişkin sözleri bir arada okunduğunda ABD’nin, Türkiye’yi hala müttefiki olarak değerlendirmesi tüm inandırıcılığını çoktandır kaybetmiş bulunuyor.

Kaldı ki YPG unsurlarının ABD’nin hava desteği ile Rakka’ya ilerlediği günlerde 200’ü aşkın DEAŞ’lının yine silahları ile birlikte mevzilerini terk etmelerine izin verilmiş olduğu belleklerdeki yerini korumaktadır.

Suriye’de görevli Rus generallerin Rakka’da şiddetli çatışmalar yaşanmadığına ilişkin açıklamaları da anımsandığında, ABD’nin YPG ile birlikte DEAŞ’ın kalıntılarına niçin ve nerede ihtiyaç duyduğu gibi bir sorunun akla gelmesi doğal olmalı.

“Tavşana kaç, tazıya tut” oyununun Afganistan’dan sonra sahnelendiği Suriye, ABD’nin artık klasikleşmiş, askeri varlığına ihtiyaç duyulacak kontrollü tehdit yaratma politikasının postmodern örneğine dönüşmüş durumda.

Son gelişmelere bakarak bu ihtiyacın yeni adresi neresi dersiniz?..

Yazarın Önceki Yazıları

20.07.2018

Helsinki: Dağ ve fare mi?

17.07.2018

Kaynayan dünya...

10.07.2018

Yeni sistemde dış politika - 3-

06.07.2018

Yeni sistemde dış politika -2-

03.07.2018

Yeni sistemde dış politika -1-

29.06.2018

Kandili söndürmek -2-

26.06.2018

Kandil’i söndürmek...

22.06.2018

ABD ile bitmeyen senfoni

08.06.2018

İZNİNİZLE….

05.06.2018

Ödenmesi gecikmiş bir borç
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Eda Solmaz

Türkçe pop hala yaşıyor!

Koray Caner

Yazın en popüler çantası

Müge İplikçi

Damızlık kızların şahane hikayesi

Oya Doğan

Kızlar ‘2. Sayfa’yla ekrana dönüyor

Mert Nayır

Türk işçisine yurt dışında da rahat yok

Serhat Ulueren

Geçen yıldan daha iyi olacak

Mehmet Ayan

Gülümse

Lütfü Özel

İran meselesi!