Ercan Çitlioğlu

tüm yazıları
e-posta gönder

Körfez’de çatışma bulutları...

17.11.2017 Cuma

“Araba devrilince yol gösteren çok olur.”

Türk Atasözü

10 Kasım günlü yazımızda İran’ın bölgede yükselişinin yarattığı rahatsızlık nedeniyle Riyad merkezli yeni bir oyun planının sahnelendiğinden söz etmemizin üzerinden çok kısa bir zaman geçmiş olmasına karşın izlenecek yol haritasının taşları döşenmeye başlamış bulunuyor.

Washington’un İran, Tel Aviv ve Riyad’ın İran ve Hizbullah karşıtlığı temelinde şekillenmeye başlayan, Mısır’ın anılan üç başkentle sıcak ilişkileri ve Hamas bağlamında dahil olduğu, Ürdün üzerinde çalışmaların devam ettiği ilan edilmemiş ittifakın nihai hedefinde Tahran bulunmakla birlikte düğmeye basılacak yer olarak sanki Lübnan seçilmiş görünüyor.

Riyad hava limanına Yemen’den atılan füzeye misilleme olarak Suudi uçaklarının Husi’lerin denetimindeki başkent Sana’yı bombalamaları, İsrail cephesinden Riyad’a yönelik sıcak açıklamalar ve uzunca bir süredir kapalı kapılar ardında iki başkent arasında yürütülen işbirliğinin açık bir şekle dönüştürülme imaları, Irak ve Suriye’deki Hizbullah militanlarının olası bir saldırıya karşı koymak üzere Lübnan’a dönmeye başlamış olmaları, Hizbullah lideri Nasrallah’ın Suudi Arabistan ve İsrail’i suçlayan açıklamaları, Netanyahu’nun Kremlin ziyaretleri sahnelenen oyunun birinci perdesinin Lübnan’da açılacağının ön işaretleri...

Tahran güdümündeki Hizbullah’a Lübnan’da vurulacak ağır bir darbeye İran’ın kayıtsız kalamayacağı, güç, nüfuz alanları ve prestijini korumak için harekete geçebileceği varsayımı üzerine kurgulandığı düşünülen oyun planı son tahlilde tıpkı İran-Irak savaşında olduğu gibi bu defa Şii ve Vehabi-Selefi akımların merkez ülkeleri İran ve Suudi Arabistan’ı uzun bir süre yaralarını saracak bir çatışmaya sürüklemeyi hedeflemiş gibi görünüyor.

Kağıt üzerinde gerçekleşme yüzdesi yüksek gibi görünen bu planın pratikte batmasına neden olacak pek çok delik bulunmasına karşın Washington ile Tel Aviv’in, İran ve Hizbullah alerjileri umulur ki tüm bölgeyi ateşe atacak akılcı ve analitik düşüncenin ötelenmesi ile sonuçlanmaz.

İran’ın bölgede ustalaştığı ve Körfez ülkelerinde harekete geçirebileceği küçümsenmemesi gereken paramiliter aktiviteler ile bölge ülkelerinde yaşayan Şii nüfusun bir enstrüman olarak kullanılma olanağı, Riyad merkezli oyun planının müelliflerince ne derece dikkate alınmıştır bilinmez ama bilinen Tahran-Riyad arasında ABD-İsrail-Mısır-BAE-Kuveyt ve olabilirse Ürdün destekli nihai bir hesaplaşma başlatılıp önce İran sonrasında Suudi Arabistan’ın uzun bir süre oyun dışı bırakılarak terbiye edilmesi amaçlanıyorsa bunun yaratacağı olumsuzluklardan tüm dünya ülkeleri bir şekilde etkilenmeye hazır olmalıdır.

Yazarın Önceki Yazıları

23.01.2018

Ormanı görmek..

19.01.2018

Sandıktan seçim mi çıktı?

17.01.2018

Sona doğru -2-

16.01.2018

Sona doğru -1-

05.01.2018

İran: Karşı devrim mi? -3

04.01.2018

İran: Karşı devrim mi? - 2

03.01.2018

İran; karşı devrim mi? - 1

02.01.2018

Arap sokağı ve Arap sarayı

29.12.2017

Bir yeni yıl daha...

26.12.2017

Değersiz yalnızlık!..
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Ercan Çitlioğlu

Ormanı görmek..

Güngör Mengi

Afrin operasyonu ve güvenlik tehdidi!

Murat Çelik

Zeytin Dalı’ndan önemli notlar

Cem Ceminay

Hangisi şeytanın ta kendisi?

Serhat Ulueren

Terim ve aslanları

Mehmet Ayan

Nefis maç, büyük özgüven

Bahri Havadır

G.Saray’da Terim efekti