Ercan Çitlioğlu

tüm yazıları
e-posta gönder

Yükselen güç kim?..

07.11.2017 Salı

“İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.”

Montesqieu

1 Kasım’da yapılacağı duyurulan ancak yaşananlar karşısında ertelendiği söylenen IKBY’deki seçimlerde aday olmayacağı Barzani tarafından referandum öncesi açıklanmıştı.

Ancak Barzani’nin bu açıklamayı yaparken hesabı olasıdır ki dünya kamuoyunda kabul görecek referandum sonuçları sonrası bağımsız Kürdistan’ın kurucu lideri olarak Bölgesel Yönetim Başkanlığına tüm partilerin ortak kararı ile yeniden aday gösterilmesi üzerine kurgulanmıştı.

Ankara ve Tahran’ın yaptırımlarla desteklenen, Bağdat’ın ise askeri güç kullanımı eşliğindeki sert tepkileri yaşanmamış olsaydı Washington’un “referandumun yalnızca zamanlamasına karşı çıkan cılız söylemleri ve İsrail’in koşulsuz desteği” Barzani’nin kurgusunu gerçeğe dönüştürebilirdi.

Ne var ki ülkesinin bütünlüğünü korumakla yükümlü Başbakan İbadi, otoritesine meydan okuyan, topraklarını sürekli genişleten ve hiç hoşlanmadığı Barzani’yi ezmek için, Ankara ve Tahran’ın güvenlik endişelerini de yanına alarak harekete geçtiğinde, Barzani’nin aslında varsayımlara dayalı naif planı tüm çırpınışlarına karşın daha başlangıç aşamasında çökmüştü.

“Kerkük’te ihanete uğradığını” açıklayıp KYB’ye bağlı peşmergelerin mevzilerini terk ederek Irak ordusuna direnmemelerini suçlayan Barzani, ihanetin, daha doğrusu büyük oyunun, Talabani yanlısı Vali Kerim’in, Kerkük’te resmi dairelere IKBY bayrağı astırması ve Kürtçe’yi resmi yazışmalarda zorunlu kılan kararı ile başladığını hala anlamamış görünüyor.

Vali Nurettin Kerim’in, KYB’nin onayı olmaksızın uygulaması olanaksız bu kararları karşısında Barzani, konum ve gücünü korumak için elinde kalan tek kartı, referandum silahını zamansız olarak masaya sürmek zorunda kalmış ve “Şah Mat”a giden süreç başlamıştı.

Talabani liderliğindeki KYB ve Bağdat ile Tahran arasında var olan yakın ve sıcak ilişkilerle Tahran’ın bölgede değişik aktörler eli ile yürüttüğü usta işi oyun planları dikkate alındığında Barzani’nin çöküşü sonrası Irak’ta yükselen güç olarak karşımıza Suriye’den sonra bir kez daha İran’ın çıkması şaşırtıcı olmamalı...

Irak ve Suriye’deki gelişmeleri, her iki ülkedeki etki gücünü artırarak konsolide etme bağlamında İran’ın çok iyi değerlendirdiği yaşanan sürecin önümüzdeki günlerde Washington ve Tel Aviv kaynaklı rövanşist hamlelere sahne olması ise şaşırılmaması gereken bir başka gerçeklik.

Özelde Irak’ın kuzeyi, genelde bölgede taşlar havada asılı kalmayı bir süre daha sürdürecek görünüyor.

Hele Suriye’nin siyasi geleceğinin belirlenmesinde Kürtlerin de PYD üzerinden Astana sürecinde masada yer almaları gerektiğinin Rus sözcüler tarafından açıklanmış olmasından sonra...

Yazarın Önceki Yazıları

17.07.2018

Kaynayan dünya...

10.07.2018

Yeni sistemde dış politika - 3-

06.07.2018

Yeni sistemde dış politika -2-

03.07.2018

Yeni sistemde dış politika -1-

29.06.2018

Kandili söndürmek -2-

26.06.2018

Kandil’i söndürmek...

22.06.2018

ABD ile bitmeyen senfoni

08.06.2018

İZNİNİZLE….

05.06.2018

Ödenmesi gecikmiş bir borç

01.06.2018

Hangi İran -2-
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Ercan Çitlioğlu

Kaynayan dünya...

Müge İplikçi

Yerden neleri kaldırırız?

Cem Ceminay

Adada açlık başına vurdu boya döküp imajını buldu

Demet Sarova

Sultan’ın zaten eski filmleri seviliyor