Türkan Hiçyılmaz

tüm yazıları
e-posta gönder

Çocuğa baskı yapmak okula uyum sürecini uzatır

09.09.2018 Pazar

Ders zilinin çalmasıyla bazı çocuklar ilk kez okula merhaba derken bazıları uzun bir tatilin ardından sınıflarına dönecek. Peki uyum süreci nasıl olmalı? Uzmanlar anlattı.

Okulların açılmasıyla, hem çocuklar, hem anne-babalar hem de eğitimciler için heyecanlı bir süreç başlamış oldu. Özellikle, okul hayatına ilk kez adım atan çocuklar için ilk günler daha zorlayıcı olabilir. Kimi çocuk büyük bir keyif ve eğlence duygularıyla okula gelirken, kimi çocuklarda duygular yerini risk ve kaygıya bırakır.  Çocuklar okula dönüş sezonunda çok fazla mücadele veriyor, ancak eğitimciler onlara yardım etmenin ilk adımının ebeveynlerin katılımı olduğunu söylüyor. Çınlayan ziller arasında neler olduğunu fark etmek, tüm yıl boyunca çocuğunuzun eğitiminde büyük bir iş ortağı olmanızı sağlayabilir.

Okulun kurallarına ve öğretmenlerine güvenin

Oktay Aydın, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü’nde öğretim üyesi. “Beyin ve öğrenme ilişkileri”, “Üstün yetenekli çocukların eğitimi” konuları ihtisas alanı.  Oktay Aydın, ebeveynlerin okulla birlikte başlayan uyum sorunları karşısında çocuğun hayatını kolaylaştıracak davranışlar sergilemeleri gerektiğini belirterek yapılması ve yapılmaması gerekenleri sıralıyor: 

Yapılmaması gerekenler:

1- Çocuğun okula alışması için zamana ihtiyacı vardır. Çocuğa baskı yaparak bu sürecin aşılması mümkün değildir ve okulla ilgili olumsuz duygular yaşatır. Kesinlikle, çocuğun duygularını anlamalı, ağlamaması gerektiği söylenmemeli. “Ağlama, ağlayacak ne var ki?”, “Bütün çocuklar gidiyor, sen niye inat ediyorsun” gibi.
2- Okula gidecek mi diye gözünün içine bakılmamalı. Ebeveynin aşırı hassasiyeti, çocuğa kaygı olarak yansır. Böylece, yetişkinin bile yönetemediği bir tehdit algısı gelişir. Şunu unutmamak gerekir ki, normal şartlarda okula alışmayan hiçbir çocuk yoktur. Kimi çocuk kısa sürede, kimi çocuk ise biraz zamana yayılmış olarak. Ebeveynler, çocuklara abartılı şeyler anlatırsa, sürekli “korkulacak bir şey yok” anlamına gelecek şeyler söyler ve okulun bahçesinden, sınıftan çıkmazsa çocuğun işi oldukça zorlaşır.
3- Çocuk diğer çocuklarla kıyaslanmamalı. “Bak onlar ağlamıyor, sen niye ağlıyorsun?”, “Herkes okula gidiyor, tabi ki sen de gideceksin”, gibi cümleler çocuğun üzerinde ayrıca baskı yaratacaktır. Kimi zaman da ebeveynlerin “Ben de çocuktum, okula çok kolay alıştım, sen de alışırsın” gibi bir ifade kullanması hatalıdır.
 
Yapılması gerekenler
 
1- Okula ne zaman, nasıl gelinecek, ne kadar kalınacak gibi konular, okulun belirlediği kurallar çerçevesinde yürütülmeli. Okuldaki yöneticilere, rehber öğretmenlere ve sınıf öğretmenlerine güvenilmeli ve önerilerine göre hareket edilmeli.
2- Çocuk okuldan eve geldiğinde, okul hakkında konuşmak istemezse zorlanmamalı. Küçük sorularla (“Arkadaşlarınla hangi oyunu oynadın?”, “En çok neyi sevdin?”, “Söylediğiniz şarkıyı bana da öğretir misin?”) çocuğun konuşması zenginleştirilmeli.
3- Çocuğun okula gitmek istememesi halinde, “Tamam, bugün gitme istersen” gibi bir yaklaşım sergilenmemeli. Eğer çocuk, okula istediğinde gitmeyeceğini hissederse, sonrasındaki süreç daha da içinden çıkılmaz hale gelebilir. Bu nedenle, sevgi dolu bir kararlılıkla okula gitmesi sağlanmalı. Emin olun, okula gitmek istemeyen, okulun kapısı önünde anneden ayrılmakta zorlanan çocukların büyük çoğunluğu, gün içinde son derece keyifli ve neşeli olmaktadırlar. 
4-  Tüm çabalara rağmen, iki hafta geçtikten sonra, okula gitmek istememe, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, gece kabus görmeler, içe kapanma, öfke nöbetleri vb. olursa, bir uzmana gitmek en doğru yol olacaktır.
 
Uyum sürecinde alışkanlıklarını devam ettirin
 
İz Koçluk Kurucusu, Eğitim, Öğrenci ve DEHB Koçu Elgiz Henden ise uyum süreci ile ilgili şu noktalara dikkat çekiyor: “Aslında çocuklar yeni girdikleri ortama kısa bir gözlem yaptıktan sonra hemen uyum sağlayabilirler. Çünkü onların ön yargıları  yoktur. Çocuklar her şeyi  yapabileceklerini düşünürler ve öyle hareket ederler. Uyum konusunda asıl sorun olarak değerlendirebilecek olan ailenin çocuk hakkındaki endişeleridir. Çocukları okul hakkında bilgilendirmek ve onlara karşılaşacakları  durum hakkında bilgi vermek çocuğun endişelerini giderebilir. Aileler ise burada çocuklarını bu değişim dönemine hazırlarken hem kendilerine hem çocuklarına güvenmeli. Çocukların günlük rutini değiştiği için başlangıçta zorlanabilirler, ancak sonra buna uyum sağlarlar. Uyum sürecini kolaylaştıracak unsurlardan biri de çocuğun alışkanlıklarını devam ettirmesidir. Örneğin ‘Sen artık okula gidiyorsun, oyun oynamayı bırak  demek’ çocuğu  kaygılandıracaktır. Öğrenme ve gelişim oyunla  daha hızlı  ve kalıcı  olduğu için çocuğun oyun rutinine devam etmesi  okula uyumu daha da kolaylaş-tıracaktır.”
 
Zorluklarla başa çıkarken bunları uygulayabilirsiniz
 
İlkokula başlayan çocuklar kadar, uzun tatil sonrası daha büyük çocuklar bile anne, babasını bırakarak okula gitmenin korkutucu olduğunu düşünüyor. Uzmanlar bu korkunun giderilmesi için yazın ailelere  çocuklarıyla zaman geçirip, okul açılmadan önce kaygılarının bir kısmını hafifletmek için okula küçük bir gezi yapmarını öneriyor.  
 
Teknolojiyle ilişkisini düzenleyin
 
Bazı çocuklar ellerinin altındaki bütün teknolojileri kullanmak istiyor. Uzmanlar, teknolojiyi tamamen engellemenin iyi olmadığı söyleyerek, çocukların gelecekte ihtiyaç duyacakları bir beceri olduğunu belirtiyor. Ebeveynlerin, teknolojiyi tamamen engellemeden, okulda ve evde sınırlamalar koymaları önemli gerektiğini belirtiyor.
 
Sosyal sınıf değişimi
 
Belki çocuğunuz bu yıl okul değiştiriyor. Ya da belki aynı okulda ama en yakın arkadaşları ayrılıyor. Durum ne olursa olsun, Eylül ayı bir çocuğun sosyal sahnesinde değişiklikler getirir ve kötü bir başlangıca yol açabilir. Ebeveynler oluşacak yeni dostlukların farkında olmalı ve bu dostlukların büyümelerine izin vermeli.
 
Kötü huylu arkadaşlara dikkat 
 
Çocuğunuzun arkadaşlarından biri, iyi huylu değilse, çocuğunuzla endişenizin nedenini konuşun, ama arkadaşlarını suçlamayın. Çocuk, sağlıklı dostluğun neye benzediğini anlarsa, ona zarar verebilecek arkadaşların peşinden gitmez.
 
Ev ödevini anlamak
 
Çocuk çok ödevi olduğunu söyleyebilir ama bazen bu sorun, sınıfta öğretilenleri anlamamasından  kaynaklanır. Asıl nedeni keşfettikten sonra çocukla ve öğretmenle çalışarak ev ödevlerini daha az stresli hale getirebilirsiniz.
 
Bilgi açlığının kaybı
 
Bazı çocuklar okul yılına büyük bir bilgi açlığıyla başlıyor. Çocuk bu başlangıçtaki bilgi açlığının kaybını yaşıyorsa, neyin onları meşgul ettiğini sorun. Bu başta bir sorun yaratmayabilir fakat çocuğunuz mezun olmaya yaklaşınca ciddi sonuçlar doğurabilir.

Yazarın Önceki Yazıları

09.09.2018

Çocuğa baskı yapmak okula uyum sürecini uzatır

12.08.2018

Kumsalda yediklerinizi nasıl yakarsınız?

05.08.2018

Çocuklarınıza ödül değil sorumluluk verin

29.07.2018

Bu gıdaları çocuklarınıza yedirmeyin!

22.07.2018

Şezlongta yedikleriniz size bir haftada 3 kilo aldırabilir

24.06.2018

Sağlıklı öğle yemeği mönüsü nasıl olmalı?

24.06.2018

Uzak ve yakını görme sorunu aynı anda tedavi ediliyor

17.06.2018

2025’te hayata atılanlar akıllı makinelere komut verebilmeli

10.06.2018

Hangi diyet ne işe yarıyor?

03.06.2018

5 Kronik hastalığa kritik Ramazan önerileri
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Müge İplikçi

Validebağ Gönüllüleri’nin Sözü

Oya Doğan

İstanbullu Gelin sinir bozucu bir açılış yaptı

Mert Nayır

Yaşa takılanlar için partiler birleşti ama...

Lütfü Özel

VAR’la umutlandı VAR’la BİTTİ!