Teoman Hünal

tüm yazıları
e-posta gönder

Acısı büyük lezzeti yerinde

28.01.2018 Pazar
Urfa kendisini gastronomi konusunda G.Antep ve Antakya kadar iyi tanıtamamış. Şehirde bir kaç gün kalınca bunun haksızlık olduğunu anlıyorsunuz.

Şanlıurfa, Balıklı gölü, tarihi camileri, hanları, çarşıları ve şehre hakim bir tepedeki görkemli kalesiyle ziyaretçilerine çok cömert davranan bir şehir. Şanlıurfa bu zenginliklerin yanısıra çok lezzetli bir şehir. Gerçi kebabı, lahmacunu ve tabii ki çiğ köftesi ile tanınıyorsa da Şanlıurfa kendisini gastronomi konusunda Gaziantep ve Antakya kadar iyi tanıtamamış. Ama bu şehirde bir kaç gün kalınca bunun ne kadar haksızlık olduğunu anlıyorsunuz.

Şanlıurfa’da hayat aynı Adana ve Antep’te olduğu gibi sabahın erken saatlerinde ciğer yiyerek başlıyor. Biz de adete uyarak öyle yaptık kendimizi kahvaltı saatinde Kahkey Ciğer’de bulduk. Adana’da bir usta “ciğer sabah yenir, çünkü öğlen ağır olur” dediğinde gülümsemiştim, Urfa’da bunu nedeninin bu şehirlerin özellikle yaz güneşinin altında kavrulması olduğunu öğrendim. Ancak pek ciğer sevmeyen biri olarak birkaç çöp şişe geçirilmiş bol kimyonlu ciğer yedikten sonra başka bir geleneksel Urfa kahvaltısı olan tirit yemek için Şükrü Usta’nın Bayram Lokantası’na gittik. Tirit muhteşem bir kahvaltı, daha doğrusu yemek: Erkek kuzunun butu kemikle birlikte beş saat kaynatıldıktan sonra gece boyunca közde demleniyor. Daha sonra liğme lğme yapılıp kemik suyuna ekmeğin üstüne sarımsaklı yoğutla konuyor. Şükrü Usta muhteşem tiritin yanında kebabıyla da meşhur.

Urfa kebabı kuzunun butuyla bolca kullanılan kuyruk yağının zırh ile çekilirken sadece tuz eklenmesiyle yapılıyor. Baharat konulmuyor, isteyen yabında servis edilen acı biberlerle damağının bastıramadığı acı isteğini tatmin edebiliyor. Belki de onun için bol baharatlı Adana kebabına adeta küçümsercesine sebzeli kebap diyorlar. Sofi Usta’nın Uğur Lokantası’nda güzel bir sohbetin eşliğinde yediğimiz kebap muhteşemdi, söylediğine göre bir Urfa Kebabı’nın olması gerektiği gibi ağzınıza attığınızda dağılıyor, lezzetiyle damağınıza yayılıyordu.

Kebabın üstüne tatlı yemek adettendir. Onun için de Miroğlu’na gidip kadayıfın en güzel hali olan billuriye yedik. Bu yemesi kolay, anlatması zor lezzette bir tatlı. Bolca Urfa fıstığı, nefis Urfa tereyağı ve hem tel tel uzun kadayıflar, hem de inek peyniri ile birlikte kat kat serpiştirilen kadayıf parçacıkları, daha ne diyeyim ki! Bu hafta ki yazıyı ise Şanlıurfa’da görünce beni çok şaşırtan bir yer ile bitirelim: Darık’s Steak House.

Evet, Şanlıurfa’da bir de mönüsünde T-Bone, New York Strip gibi “dry-aged” steak’ler olan bir steak house var. Şef Bakır Köse, New York’ta steak house’larda, İstanbul’da iyi restoranlarda çalışmış ve işini iyi biliyor. Yediğim T-Bone Steak tam kıvamında pişmişti ve kesince suyunu tabağa bırakıyordu. Sıra tatlıya gelince, 6 farklı künefeden oluşan bir “künefe mönü”leri olduğunu gördüm. Yanında bol “Urfa fıstığı” ve kaymak ile gelen “Hasır” da hemen bu lezzetli şehirde damağımın unutamayacağı lezzetler arasında yerini aldı.

Mehmet Yaşin ile beingurme’deki “Görevimiz Yemek” programının Şanlıurfa bölümü bugün saat 12:40’da...

Yazarın Önceki Yazıları

13.05.2018

Endülüs’ün büyülü başkenti: Sevilla

29.04.2018

Türkiye’nin kraft biraları zenginleşiyor

22.04.2018

İstanbul’un üç lezzetli semti

15.04.2018

Lezzetli şehir Kastamonu

08.04.2018

İlkbaharın damak çatlatan lezzetleri

25.03.2018

Gastroekonomi’nin kalbi İstanbul’da

04.03.2018

Karadeniz’in lezzet üssü

25.02.2018

Tuzla’nın tadı tuzu

18.02.2018

Münih deplasmanı yol haritası

11.02.2018

Başakşehir’in futbolu kadar etleri de iddialı
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Koray Caner

Lüksleşen spor sporlaşan lüks

Prof. Dr. Öznur Özdoğan

Dünyada ve ahirette güzellik ver

Kürşad Zorlu

Yeni bir devrim başladı bile

Güngör Mengi

Seçmene güzel vaatler

Oya Doğan

Merve gibi olmak istiyoruz

Onur Gülmek

Şehrin iftariyelikleri

Ömer Güvenç

Deli cesareti