Murat Çelik

tüm yazıları
e-posta gönder

Değişen etiketler, düşen gramajlar, kriz fırsatçılığı…

12.09.2018 Çarşamba
Ankara’da, Flamingo Pastanesi vardır. Bilenler bilir…
 
Başkentin köklü, kentle özdeş mekanlarındandır Flamingo.
 
1950’li yıllardan itibaren Ankara’nın siyasetçisinden sanatçısına, bürokratından gazetecisine; şehrin kültür merkezlerindendir.
 
1985’te Kızılay Selanik Sokak’ta açılan dükkanı, Tunalı Hilmi Caddesi’ndeki takip etmişti. Ürün ve hizmet kalitesiyle Ankaralıların klasikleşmiş buluşma noktalarındandır Flamingolar.
 
Tunalı’daki pastane 2014 yılında kapandığında, müdavimleri ve semt sakinlerinin hayatından bir parça eksilmişti. Tabii kentin hafızasından da…
 
Şimdilerde Kızılay’ın yanı sıra bir şube de Tepe Prime iş ve yaşam merkezinde var.
 
***
 
Birkaç gün önce uğradığımda, babasından devraldığı markayı aynı geleneklerle yaşatan Hasan Kuluhan ile sohbet ettik.
 
“Fiyatlar artınca müşteriler şikayet etmedi mi” diye sordum.
 
Kuluhan “Yoo” dedi, “Şikayet yok.”
 
- Nasıl yani? 
 
- Fiyatlar değişmedi ki?
 
- Zam yapmadınız mı?
 
- Hayır.
 
- Nasıl artmadı fiyatlar? Sizin işin malzemesi belli. Un, şeker, tuz, yağ, salça, çikolata, kuruyemiş vs… Hepsinin fiyatları yüzde 30, yüzde 40 arttı son aylarda. Sizin pasta, börek, çöreğin fiyatı nasıl artmaz?
 
- Ben hâlâ depomdaki malzemeyi kullanıyorum. Stoklarımdaki unu, tuzu, yağı, şekeri kullanıyorum. Maliyetlerim henüz artmadı. Dolayısıyla tezgahtaki ürünlerin fiyatları da aynı.
 
- Ama yeni hammaddeyi zamlı alacaksınız.
 
- Doğru. Maliyetim arttığında, o zaman tabii ki, mecburen yansıtırım fiyatlara.
 
***
 
Bu anekdotu niye anlattım biliyor musunuz?
 
Son dönemde özellikle gıda sektöründe etiketlerin nasıl değiştiğini biliyorsunuz. Sadece etiketlerin değişmesi değil, paketli ürünlerdeki gramaj düşürmeleri de…
 
Misal, bir paket kuruyemiş… Etiketteki fiyat yüzde 40 değil, yüzde 20 artıyor ama bakıyorsunuz, 100 gramlık paket olmuş size 80 gram. İlk bakışta fiyat artışı belli bir düzeyde tutulmuş görülüyor ama hesap ortada. 
 
Toptancılarda da piyasayı, dolayısıyla hepimizin mutfağını doğrudan etkileyen bir durum var. Toptancı şikayetçi, “Üreticiden yeni malı, sattığım fiyata alamıyorum” diyor. Özellikle sıvı yağ ve salçada durum vahim.
 
Bu noktada da ‘stokçu’lar çıkıyor karşımıza. Üreticiden de var mal stoklayan, toptancıdan da.
 
***
 
Örneği pastaneden verdik, aynı yerden devam edelim…
 
Düşünün… Un, tuz, şeker, yağ gibi dayanıklı gıda maddelerinden deponuzda yüzlerce kilo, hatta belki birkaç ton var. 6 ay önce almışsınız. O malzemeyle ürettiklerinizin fiyatlarını bugünkü maliyetlere göre güncellemek yani sattığınız ürünlerin fiyatlarını artırmak elinizde. Zaten hemen herkesin yaptığı da bu. Gerekçe de anlaşılabilir aslında. “Yenisini aynı fiyattan alamayacağım ki…” 
 
Doğru.
 
Doğru da bu şekilde, stok tükeninceye kadar elde edilen, ‘haksız kazanç’ olmuyor mu?
 
***
 
Flamingo ve Hasan Kuluhan örneğini bu yüzden verdim işte.
 
‘Kriz fırsatçılığı’ diye bir gerçek var maalesef.
 
Bu durumun önüne geçmek için ciddi bir denetim mekanizması gerekiyor.
 
O da yok.
 
Gerçi denetim de bir yere kadar. 
 
Evet ekonomide yaşanan sarsıntı nedeniyle her şeyin fiyatı arttı ama iş dönüp dolaşıp yine ‘insan unsuru’ ve ‘ticaret / iş ahlâkı’nda bitiyor.
 
Her alanda, her zaman olduğu gibi…

Yazarın Önceki Yazıları

20.09.2018

2’nci nükleerde fizibilite tamam

13.09.2018

MİT bugünlere nasıl geldi?

12.09.2018

Değişen etiketler, düşen gramajlar, kriz fırsatçılığı…

11.09.2018

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli değil

04.09.2018

Türkiye’nin İdlib alarmı

01.09.2018

S-400’ler bahane, tek sorun Trump!

30.08.2018

AB yolundaki güncel sorunlar

29.08.2018

Metin Temel’e rütbesini kim takacak?

28.08.2018

Erdoğan kaldığı yerden devam

21.08.2018

Dolar da tatile çıktı mı?
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Ali Ağaoğlu

YEPyeni hedefleri 12’den vurur mu?

Müge İplikçi

Kelebek Avı’nı fark etmek

Oya Doğan

TV8’de ne izleyeceğiz?

Serhat Ulueren

Terim’in garip hataları

Mehmet Ayan

9 mu eksik 4 mü?

Bahri Havadır

Deplasmanlar kabus!