Murat Çelik

tüm yazıları
e-posta gönder

Kurbanlıkta kilo sahtekârlığı

18.08.2018 Cumartesi
Gazete Duvar’da ( www.gazeteduvar.com  ) Hacı Bişkin imzalı bir özel haber vardı dün.
“Balıkesir’in Karesi İlçesi Şamlı Mahallesi’nde büyük baş kurbanlık hayvanların dışkılarının içinde bekletildikleri”ydi haber.
 
Mahallelinin koku ve sinek yoğunluğu sebebiyle zabıtaya şikayet etmesi üzerine ortaya çıkan gerçek şu olmuş:
 
Kurbanlık satıcıları hayvanları dışkı havuzu denilebilecek yerlerde bekletiyorlar. Çamur içindeki mandalar misali…
 
Neden peki?
 
Satış aşamasında kantara çıktığında daha ağır gelsin diye.
 
Kurbanlıklar, malum, kiloyla satılıyor. Artan ağırlık, daha fazla para demek.
 
Bu sıcakta, öyle hijyen dışı bir ortam… Hem türlü hastalığa davetiye, hem hayvanlara eziyet, hem de doğrudan sahtekârlık, hırsızlık. Umalım ki böyle bir sahtekârlık yöntemi sadece Balıkesir Şamlı’daki bir hayvan satıcısının aklına gelmiş olsun. Umalım ki, bu münferit bir örnek olsun.
 
Umalım ama pek sanmıyorum…
 
O yüzden, kurbanlık satın alırken, hayvana bir de bu gözle bakmakta fayda var.
 
Şark kurnazlığı
 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Amerikan menşeili elektronik ürünleri boykot etme çağrısı yaparken marka ismi de telaffuz etti. Iphone yerine Samsung ya da Vestel Venüs kullanma çağrısı yaptı.
Güney Kore üretimi olan Samsung’un Türkiye piyasasındaki akıllı telefonlarına dün zam geldi. Döviz kurundaki artışı gerekçe gösteren firma, cep telefonlarının fiyatını yüzde 10 15 oranında artırdı.
“Krizi fırsata çevirmek” diye meşhur bir anlayış vardır malum. Lâkin Samsung bunu yanlış anlamış olmalı. O kavramla ifade edilen, bu yaptıkları değil zira. 
 
Hiç kusura bakmasınlar; Uzakdoğulu teknoloji devinin yaptığına, olsa olsa ‘şark’ kurnazlığı ya da ‘fırsatçılık’ denir.
 
Kalan sağlar...
 
Mesai arkadaşlarımızdan birini kaybettik önceki gün.
 
Demirören Medya Ankara Ulaştırma Amiri Fikret Yolcu geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
Nur içinde yat Fikret… Ailesi ve yakınlarına sabır diliyorum. 
 
Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda dün, sadece öğle namazının ardından defnedilen, Fikret Yolcu dahil toplam 26 cenaze vardı. 
 
O hüzünlü kalabalığa şöyle bir baktım da… 
 
Sohbetler yine her cenaze töreninde olduğu gibiydi:
 
“Ölümlü dünya…”
 
“Bugün varsın, yarın yoksun…”
 
“İşte böyle… Ölüm ancak böyle günlerde aklımıza geliyor…”
 
“Günlük koşuşturma içinde insan kendine hiç dikkat etmiyor” vb…
Peki ya sonra?
 
Daha mezarlıktan ayrılırken öğleden sonra mesaisine dair planlamalar, randevular…
Bayram tatilinde yapılacak ya da yapılamayacaklar…
 
Dolar yine yükselmeye başlamış…
 
Dönüş yolunda çok trafik var…
 
Hava bugün yine çok sıcak vs, vs…
 
Böyle işte hayat…
 
İki saat için acı gerçekle yüzleşme sonra kaldığı yerden devam.
 
 
 

Yazarın Önceki Yazıları

01.11.2018

ZIPIR

31.10.2018

Siyah-beyaz ölüm-yaşam

26.10.2018

Bahçeli’nin kararlılığı

24.10.2018

İttifak kulislerinden isimsiz demeçler

23.10.2018

Cumhur ittifakındaki bağ pamuk ipliği mi, çelik tel mi?

17.10.2018

Küresel liderin bölgesel temasları

16.10.2018

Tercih

06.10.2018

Siyaset, saygı, üslup

04.10.2018

Bu soru bütün Meclis’e

02.10.2018

İlk gün mesajları ve soruları
daha fazlası...