Güney Öztürk

tüm yazıları
e-posta gönder

Düşünüyorsan varsın!

01.07.2018 Pazar

Bugün “Biz kimiz?” sorusuna cevap arıyorum.

Hepimiz kimlikler üzerinden aidiyet yaşıyoruz. Çünkü bundan az ya da çok menfaat sağlıyoruz. Halbuki bunların hiç önemli olmadığı Amazon ormanları ya da Togo gibi bir yere zorunlu olarak gönderilsek, gerçek kişiliğimizi bulacağız. Şaka yapmıyorum. Şöyle ki;

Yaşadığımız çevre bizi; küçük yaşlardan itibaren adımıza, boyumuza, kılık kıyafetimize, dinimize, mezhebimize, ırkımıza göre tarif etmeye başlıyor. Büyüdükçe, bunlara kolejli oluşumuz, üniversitemiz, hobilerimiz, mesleğimiz ekleniyor. Ve bizim kim olduğumuzla ilgili bir kimlik oluşturuluyor. Bu kimliğin etrafında bizden beklentiler, hırslar, şartlanmalar yaratılıyor. Ve bu egoyla, kibirle hayata atılıyoruz. Ama biz, bu imajla tarif edilen kişilik değiliz.

Aksini söyleseniz de; toplumsal statümüz, yeteneklerimiz, mesleğimiz, ırkımız bizim gerçek kişiliğimizi oluşturmaz. O zaman kendimizi değer yargılarımıza, ideolojilerimize, isteklerimize göre de tanımlayabiliriz, “Ben buyum” diyebiliriz. Ama duygular da, düşünceler de gelip geçicidir, değişebilir,  bu yüzden tam olarak bizi biz yapamazlar. Tanıdığımız ilkeli birinin geçen on yılın ardından popülist bir siyasetçiye, solcunun sağcıya, sağcının solcuya dönüştüğüne şahit olabiliriz. Aldığı alkolün, ilaçların etkisiyle ayrı bir şahsiyete dönüşen ya da geçirdiği kalp, beyin ameliyatı sonrası bambaşka bir kişi olan çok sayıda insan vardır. Bunlara ne diyeceğiz, zayıf karakterli mi, kişilik bölünmesi mi?

Gerçek biziz...

O zaman bizi biz yapan nedir? Tüm hayatımızı gözden geçirirsek, sadece tek şey, yıllar geçse de sabit kalır. O da farkındalığımızdır. Farkındalık yani bilinç; çocukluk anılarımızı yaşadığımız bu güne bağlar. Farkındalığımız; hayatımızdaki her olayı hatırlar, algılar, deneyimler.. İşte bu, gerçek bizizdir.

Ben neyim’in bir başka cevabı da “Deneyimlerim neyse ben oyum” olabilir. Deneyimlerimiz izlenimlere, izlenimlerimiz düşüncelere yol açar. Tabii az önce “düşünceler değişebilir, o yüzden bizi biz yapmaz” demiştim. Aslında kastettiğim şuydu: Bizi biz yapan düşünceler değil, düşünüyor olmamızdır. Düşünceler bir düşünen olmadan var olabilir mi? Senin düşüncelerini, benim düşüncelerimden ayırt eden şey nedir? Düşünmektir. 

Öyleyse bizim kim olduğumuz 1) Geçmiş deneyimlerimizin hatırasına sıkı sıkıya bağlıdır. 2) Benliğimiz farkındalık sayesinde hayatı deneyimler. 3) Deneyimler izlenimlere, izlenimler düşünmeye sevk eder. Bu da, düşüncelerimizi, duygularımızı ve hareketlerimizi yönetir.  

Kapıdan çıkıp gelen bir kişinin Kanuni Sultan Süleyman’ın reenkarnasyonu olduğunu iddia ettiğini düşünelim. Dış görünüşü Kanuni’ye benzemiyorsa onun iddiasını yargılayabileceğimiz tek ölçüt hafızasıdır. Kanuni’nin en sevdiği yemek neydi? Viyana Kuşatması’nda kendisini nasıl hissediyordu? İddiasını ciddiye almadan önce ondan Kanuni hakkında belli bazı bilgileri aktarmasını beklersiniz. Peki diyelim ki, adam eski hayatına ilişkin tüm hafızasını kaybetmiş olduğunu ama kendisinin şu anda Kanuni olduğunu açıkladı. Bu durumda onun “Ben Sultan Süleymanım” demesi ne ifade eder?

Ruh aynı ruh mu?

Bir kişinin zihnini başkasından ayırt etmek için onun kişiliği veya hafızasının dışında neye sahibiz?

Daha akla yatkın bir örnek vereceğim. Diyelim ki çok yakın bir arkadaşınız feci bir kaza geçirdi. Hafızasını yitirdi, ses telleri zarar gördü. Çok büyük ameliyatlar ve estetik operasyonlar sonrası yaşama döndürüldü. Fiziki olarak da değişti yani. Onun aynı kişi olduğunu nereden bileceksiniz? Ne sizi tanıyacaktır, ne de siz onu tanıyabilirsiniz? Karşınızdaki adamın arkadaşınız olduğunu söylemenin bir temeli yoktur. Benliği gitmiş, kişiliği değişmiştir. Ruh aynı ruh değildir. Ya da hiç hafızası olmayan birinin bir birey olarak düşünülüp düşünemeyeceği de pek açık değildir (Alzheimer hastaları). O zaman o adamın ruhu yok mudur. Doğuştan ruhsuz mudur? Ruhu ömrünün yarısında uçmuş mudur?

Demek istediğim şu ki, ruh belleğin depolanması için beyne bağlı durumdaysa, o halde ruh bedenin ölümünden sonra olan şeyleri nasıl hatırlayabilir? Bir şey hatırlamıyorsa o zaman ona kişisel bir kimlik atfetmeye ne hakkımız var? Yoksa ruhun beyne paralel işleyen ama kendi başının da çaresine bakabilen bir çeşit maddi olmayan yedekleme hafıza sistemi olduğunu mu varsaymamız gerekiyor?

Pazar pazar aklınızı kaçırtmayayım. Sonuç olarak insan bilinci yalnızca farkındalıktan (anılar, deneyimlerden) de ibaret değildir, kendinin farkındalığını da içerir. Yani Bildiğimizi biliriz.

Bilmeyenler düşünsün.

Yazarın Önceki Yazıları

09.09.2018

Yırtık 5 Euro nasıl kendini tamamladı!

02.09.2018

Az sus da maçı izleyelim

26.08.2018

İyi uyu, iyi yönet!

19.08.2018

Boyalı kuş olmak mı olmamak mı?

12.08.2018

Duvardaki tuğla olan evlatlarımız

05.08.2018

Ok tşşk! Hyr deilim..

29.07.2018

Fazıl’ın 20 yıldır çalıştığı müzisyen: Chopin

22.07.2018

Tam zamanında yaşamak!

15.07.2018

Beğenmediğiniz göçmenler...

08.07.2018

Dikkat drone var!
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Ali Ağaoğlu

YEPyeni hedefleri 12’den vurur mu?

Müge İplikçi

Kelebek Avı’nı fark etmek

Oya Doğan

TV8’de ne izleyeceğiz?

Serhat Ulueren

Terim’in garip hataları

Mehmet Ayan

9 mu eksik 4 mü?

Bahri Havadır

Deplasmanlar kabus!