Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan

tüm yazıları
e-posta gönder

Probiyotik ve prebiyotikler kahraman mı?

24.09.2017 Pazar

Sağlığımız söz konusu olduğunda probiyotikler de, prebiyotikler de önemli.

Probiyotikler canlı mikroorganizmalardır. İnsan sağlığı için konusunu ettiğimiz probiyotik bakteriler bağırsaklarımızda yaşar ve bizi akut ve kronik pek çok hastalıktan korur.

Prebiyotikler ise bir anlamda probiyotiklere besin sağlayan yiyecekler. Yani prebiyotik olmadan probiyotikler beslenemiyor ve probiyotik olmadan da tam sağlık mümkün olmuyor.

Aslında her şey tüm hayatın kendisinde de olduğu gibi “denge”ye dayanıyor. Bağırsaklarımızda yaklaşık  40 trilyon bakteri  yaşıyor, vücudumuzda ise yaklaşık 30 trilyon hücre bulunuyor! Bu bakterilerin büyük bir kısmı bizim canlılığımızı sürdürmemiz için elzem iken bir kısmı ise hastalık yapıcı nitelikte yani mikrop. Probiyotikler ise “iyi mikroorganizma” grubunda. Probiyotikler insan bağırsağına yerleşip insanın yediği prebiyotiklerle beslenirken bir yandan da bizim için çok önemli işlevleri yerine getiriyor.

Fakat bu tıkır tıkır işleyen denge kronik stres, hatalı antibiyotik kullanımı, beslenme hataları gibi bizim oluşturduğumuz sorunlarla bozuluyor ve bizi hastalıklara açık  hale getiriyor. Denge bozulunca kötü bakteriler ve mantarlar kendine yerleşim olanaklarını artırıyor. Tabii hiçbir tıbbı hastalık tek bir nedene bağlı değil ancak probiyotikler bu denklemin çok önemli bir parçası.

Antibiyotik kullanımı: Gelişigüzel antibiyotik kullanırsanız kötü bakterilerin yanında probiyotik bakterileri de kaybedersiniz ve fırsatçı mikrop ve mantarlara zemin hazırlamış olursunuz. Yaklaşık 5 kişiden birinde görülen antibiyotik sonrası görülen ishal tam da bu durumdur. Mutlaka doktorun öngördüğü şekilde antibiyotik kullanın.

Stres: Son yıllarda serotonin yani mutluluk hormonunun sadece beyinde değil bağırsaklarda da üretildiği ortaya kondu. Üstelik probiyotikler tarafından. Çin tıbbında bağırsaklara “ikinci beyin “ denmesi bu noktada tam karşılığını bulmuş oluyor. Çin’de 5 bin yıldır bilinen bu bilgi böylece Batı tııbı ile ispatlanmış durumda. Elbette depresyonu sadece yoğurt ve kefirle atlatmak mümkün değil ancak depresyona yakalanmayı önlemesi  ve tedavi sürecindeki rolü artık tartışılmıyor.

Kötü besin seçimi: Rafine edilmiş yiyecekler (beyaz un, nişasta, gluten, şeker vb),fazla karbonhidrat alımı, hazır yiyecekler, katkı maddesi içeren yiyecekler, raf ömrü uzun yiyecekler zaman içinde vücutta birikeceği ve vücudun kendi kendini temizleme mekanizmasını aşacağı için florayı bozarlar. Yetersiz su içmeyi de bu listeye ekleyebiliriz.

Doğal yollardan tüketin

Bizim önerimiz probiyotiklerin de prebiyotiklerin de mümkün olduğunca doğal yollardan, yiyeceklerin içinde alınması. Piyasada hazır satılan preperatları ise geç kalınmış durumlarda ve doktor kontrolünde kullanılmasını  öneriyoruz.

Yazarın Önceki Yazıları

10.12.2017

Dakikada 115 adım atın

03.12.2017

Yürüyüş pilatesiyle fit kalın

26.11.2017

Fitoterapi ile bağışıklığınızı artırın

12.11.2017

Azıcık kirden zarar gelmez

05.11.2017

Telomerin kadar yaşa!

29.10.2017

Haftada 5 kilo verdiren şok diyet

22.10.2017

Yaşasın pijama hareketi

15.10.2017

Şişmanlatanlara karşı zayıflatanlar

08.10.2017

Cildinizde yeni sezon

01.10.2017

Grip ve soğuk algınlığına karşı kalkan
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Kürşad Zorlu

‘Uyuyan ümmet’ uyanır mı?

Güngör Mengi

Mal varlığı araştırması!

Oya Doğan

Ayla ve Aile Arasında’nın başarı sırrı