Demet Sarova

tüm yazıları
e-posta gönder

MasterChef’i sakın Ramsay görmesin!

09.09.2018 Pazar
Çoğunlukla davet edildiğim yemeklere gitmemeye çalışıyorum. Çünkü orada oturup yemekler iğrenç olmasına rağmen çok lezzetliymiş gibi davranamam. Böyle durumlarda diplomatik olmak çok zor.” Bu sözler dünyanın en ünlü şefi Gordon Ramsay’e ait. Şayet sayıda bir değişiklik olmadıysa en son bildiğim kadarıyla Dünya çapında 35 restoranından 8’i Michelin yıldızına sahip bir deli adam Ramsay… İngiltere’de en genç 3 Michelin yıldızını alan aşçı olarak nam salan Ramsay’in dünyaya açılışı ise MasterChef ve Hell’s Kitchen programlarıyla olmuştu… İyi yemek yapmasının yanı sıra sivri dili, sinir harpleri ve küfürü bol sert üslubuyla dikkatleri üzerine çeken asabi şefin MasterChef programı halen İngiltere ve başka birçok ülkede yayın hayatına devam ederken, TV8 de geçen hafta bu iddialı yarışmanın startını verdi… 
 
Lezzetsiz bir yarış!
 
Daha önce programı hiç izlememişler ne düşünür bilemem ancak, orijinalini ve Gordon Ramsay’i bilenler eminim ki yarışmayı dehşetle izlediler... Bir daha da izleyeceklerini sanmıyorum çünkü bizim MasterChef lezzetli bir çorbanın defalarca su katılmış hali gibi olmuş… Açıkçası izleyici olarak yerli dizi ve programlarla ilgili büyük beklentilere girmemeyi çoktan öğrendik. Fakat söz konusu bilindik bir işin versiyonu olunca, en azından ucundan kıyısından da olsa aynı tadı bulma isteği doğuyor içimizde… İşte MasterChef minimum seviyedeki bu beklentiyi bile karşılamadığı gibi, yüzümüzü çokça ekşitti.
Yarışmanın tanıtımında MasterChef’e binlerce başvuru yapıldığı bu başvuruların tek tek değerlendirildiği ve aralarından 30 tanesinin  MasterChef Türkiye’de yarışma hakkı kazandığı bilgisi veriliyor… Bu noktada ben sormak istiyorum, bu binlerce başvuru arasından nasıl oluyor da Yemekteyiz’in ‘sivri’ yarışmacıları son 30’a kalıyor? Üstelik bazıları sadece “Yemekteyiz” değil, daha önce yine TV8 ekranlarında yayınlanan Arda Türkmen’in sunduğu “Ver Fırına” yarışmasından da tanıdığımız yüzler… Zaten MasterChef de bu revize edilmiş haliyle daha çok “Ver Fırına” olmuş… Madem amaç rol kesip, “mış” gibi yaparak seviyesizlikten reyting apartmaktı, öyleyse adına MasterChef demeye ne gerek vardı acaba?
 
Jüri bundan memnun mu?
 
Asıl merak ettiğim şey ise jüri Somer Sivrioğlu, Hazer Amani ve Mehmet Yalçınkaya’nın böyle ciddiyetsiz bir projede olmaktan memnun olup olmadıkları… Çekimler esnasında belli ki kendilerinden bir Gordon Ramsay olmaları bekleniyor ve bunun için yönlendiriliyorlar… Şayet ben işimde son derece başarılı Türkiye’nin en iyi şeflerinden biri olsaydım, bir yarışma programında format ve reyting adına kendi karakterimin dışına çıkmayı asla kabul etmezdim doğrusu…
Öte yandan, Türkiye’nin MasterChef macerası ilk değil. Yıllar önce de Show TV ekranlarında Öykü Serter’in sunumuyla yer almıştı. Jüri Murat Bozok, Batuhan Piatti ve Erol Kaynar’dan oluşuyordu ve tıpkı şimdi olduğu onları da Ramsay taklitleri olarak izlemiştik… Taklitler aslını yaşatır derler, bu gidişle Ramsay ününü Mars’a taşıyacak…

Yazarın Önceki Yazıları

09.09.2018

MasterChef’i sakın Ramsay görmesin!

02.09.2018

Yaşamayanlar dizisi yaşayabilecek mi?

19.08.2018

Şöhret evlilikleri neden yürümüyor?

12.08.2018

Hangi ünlü tükenmiyor ki?

08.07.2018

Yeşilçay klişe, Müjde Uzman şahane

01.07.2018

Yeni diziler yapış yapış dondurma gibi

10.06.2018

Kadın olmanın dayanılmaz ağırlığı

03.06.2018

İyinin ve kötünün ötesi berisi

20.05.2018

Terapi gibi terapi sahneleri!

13.05.2018

Ayıdan post TV’den dost olmaz!
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Eda Solmaz

Müzik kültürlerle var olur

Ercan Çitlioğlu

Soçi zirvesi ve İdlib.. -1-

Gökhan Dinç

Kandırılıyoruz

Güntekin Onay

Beşiktaş kalitesiyle

Ersin Düzen

Mutluluğa tek sebep!