Berna Laçin

tüm yazıları
e-posta gönder

“Y” ile “Z” kuşağı yetersiz ve mutsuz

08.09.2018 Cumartesi

Herkes artık görevi yavaşa teslim alma vakti gelen yeni nesilden şikayetçi. İş verenler, ebeveynler  hatta yeni jenerasyonun kendi bile kendinden şikayetçi! Dünya genelinde durum bu, hatta bizim ülkemizde dönüşler her zaman keskin olduğundan sanırım bizde  biraz daha bile vahim durum! Şu anda 35 yaş altına dünya genelinde “Y” kuşağı deniyor, bilgisayar çağının bize biraz daha geç gelmiş olduğunu da hesaba katarsak ülkemiz gençliği için daha ziyade 30 yaş altı olarak düşünebiliriz “Y” kuşağını. Çoğunlukla kendinden öncekilere göre daha eğitimli, daha donanımlı ama çalışma konusunda isteksiz, kolay vazgeçen ve bencil olarak tarif edilen bir nesilden söz ediyorum. Yöneticiler bu jenerasyonu iş yaşamında kullanabilmenin yollarını arıyorlar. Anne babalar dahi, yerlere göklere koyamadıkları çocuklarının “bir baltaya sap“ olamamasından şikayetçi. Arkadan gelen “Z” kuşağı için ise endişeler katlanarak büyüyor. Peki ama neden böyle oldu? Neden anne-babalarının tam tersi huyları olan, kendinden öncekiler tarafından daha bencil, daha umursamaz ve tembel olarak sınıflandırılan  bir nesil ortaya çıktı? Motivasyon konuşmaları ile tedx starlarından Simon Sinek, uzman görüşler ve araştırmalar ışığında , bugün iletişim sorunu yaşanan yeni kuşağı mercek altına almış ve sorunların nedenlerini kurcalamış. Ben de çıkardığı sonuçları ve tavsiyelerini derleyip size sunmak istedim, belki yeni yetişen kuşaklarda aynı hataları yapmamak için kendimize dersler çıkarabiliriz.

 

 

Çocuklarınıza bunları yapmayın!

- En baş sorumlu anne-babalar. Çocuklarına sürekli çok özel olduklarını söyleyen ebeveynler aslında kaş yaparken göz çıkarmış, özgüven verelim derken yerle yeksan etmiş oluyorlar. Çocukları istedikleri her şeyi elde edebileceklerine inandırmak, onlara yetişkinliklerinde büyük bir yıkım olarak geri dönüyor. Okullara baskı yaparak çocukların sınıflarını ayarlamaktan tutun,  hak etmedikleri notları almaya yardım etmek, sırf katılımcılıklarından ötürü heveslendirme madalyaları almasını sağlamak gibi günümüzde çokça yapılan ebeveyn pompaları ters tepiyor. Artık birer yetişkin olduklarında, aslında hiç de annelerinin dediği gibi olmadıklarını gören “Y” kuşağı, yetersiz, mutsuz ve iş yaşamında kendini rahatsız hisseden bireyler haline geliyor.

- Sosyal medya kullanımındaki kontrolsüzlük: En stresli dönem ergenlik ve bağımlılık edinme yaşı da genellikle bu döneme denk geliyor. İçki, kumar, alkol gibi dopomin kimyasalı salgılatan şeylerin kullanımında yaş sınırı olması da kontrolden çıkmaları kolay olan  ergenlik çağındakileri, bağımlılıklardan korumak için kuşkusuz. Oysa sosyal medya kullanımı ve alınan beğeniler, sanal ortam arkadaşlıkları, kuvvetli dopomin salgılanmasına yol açtığı halde bir yaş sınırı yok. Küçük çocukların elinde bile tablet ya da akıllı telefonlar var. Bu da stres yönetimi konusunda sosyal medya bağımlılığına yol açıyor. İnstagram gibi mecralarda kendilerini mükemmel gösterme gayretleri aslında zayıf olan özgüvenlerini besleme çabası. Gerçek İlişkiler kurarak hayattaki stres ve zorluklarla mücadele yetisini kazanmalarına engel olan bu durum dostluklardan medet ummak yerine, beğenilerle ayakta kalmaya çalışan bir nesil yaratıyor.

- Sabırsızlık. Elbette bu da teknoloji ile ilintili. Düşünsenize, artık dizi filmlerin sonraki bölümü için 1 hafta beklemek bile gerekmeyen bir düzen var. 1 haftada 3 sene süren diziyi bitirebilir, istedikleri saat, dünyanın istedikleri yerinden alışveriş yapabilirler. İstedikleri yemeyi yarım saat sonra getirtebilirler. İnternetten istediği şeyi anında elde etmeye alışmış bir nesilde, aslında iş hayatı için altın değerinde olan “sabır” mekanizmasının gelişmesi  nasıl beklenebilir? Hemen terfi etmek istemeleri de  çaba harcanması gereken ilişkilerden kaçmaları da bu yüzden. Derin hisler, mesleki tatminler, tutkular  yaşayamıyorlar. Dağın tepesine hızla çıkmak istiyorlar ama aslında dağı görmüyorlar. Sabretmeyi bilmedikleri için aşkı bile dolu dizgin yaşayamıyorlar. Hep bir eksiklik içinde hissetmeleri ve bencil halleri de  bundan.

- Çevre. Yeni nesli sürekli suçlayan çevre. Oysa böyle olmaları onların suçu değil. Böyle yetiştirildiler. Şimdi çalışmaya başladıklarında  onlara yardımcı olmak, işbirliği yapmak yerine sadece kendi kar oranlarını düşünen yöneticiler de suçlu. Bu gençlere sosyal iletişim kurabilme becerisinin öğretilmesi gerekiyor ve bunun için de konferans ya da toplantılarda cep telefonlarının tamamen ortadan kaldırılması çok önemli. Şirketler ve yöneticilerinin öncelikle gençlere bu güne kadar aile ve okullarında hazıra konmaktan edinemedikleri becerileri , iş yerinde öğretmesi gerekiyor. Başka yolu yok.

Yazarın Önceki Yazıları

16.09.2018

Okullar açılırken veli dilekleri

09.09.2018

Nobel Akademisi’nde kriz

08.09.2018

“Y” ile “Z” kuşağı yetersiz ve mutsuz

02.09.2018

Çocukları kandileriyle başbaşa bırakın

26.08.2018

Bu günlerde içime işleyenler...

19.08.2018

Bodrum sosyete pazarı yaz modasına yön veriyor

12.08.2018

Ülkenin mutlulukla bir ilgisi olmalı

05.08.2018

Toplumsal hassasiyet ve gelişen alerjiler

29.07.2018

Yeşile doyacağınız bir tatil rotası Karadeniz

01.07.2018

3 milyondan fazla genç için heyecanlı günler
daha fazlası...

Günün Yazarlar

Ercan Çitlioğlu

Soçi zirvesi ve İdlib -2-

Gökhan Dinç

Normal şartlar altında...

Faik Çetiner

F.Bahçe günü kurtardı

Murat Çelik

Münbiç farklı, İdlib çok farklı

Sadık Gültekin

Uzman ne diyor?

Güntekin Onay

İkisi de hak etmedi

Ersin Düzen

Dağ fare doğurdu

Ömer Güvenç

Santrforsuz bu kadar!