İbrahim Seten

tüm yazıları
e-posta gönder

Rus ruleti

31.08.2011 Çarşamba
Spor Müdürümüz İbrahim Seten’den Şike Soruşturması ve ardından yaşananlarla ilgili F.Bahçe analizi:

F.Bahçe hem TFF, hem UEFA, hem de çaktırmadan AK Parti ile bilek güreşi yapıyor.. Yüzde 100 masum iseniz bile başarı kazanmanız zor iken, bunu hangi güç körüklüyor? Metris mi, F.Bahçe yönetimi mi? Kim yapıyorsa tarihi bir hata işliyor...

ŞİKE soruşturmasının 1 numaralı şüphelisi olan F.Bahçe’nin gerek 15 Ağustos tarihinde TFF’nin alamadığı karar yüzünden doğan kaostan, gerek kendisi yerine yine şüpheli konumundaki Trabzonspor’un Şampiyonlar Ligi’ne gitmesine duyduğu tepkiden öfkeli olmasını makul karşılıyorum.. 2 olay da en tatlısu taraftarının bile organizmasını bozabilecek sonuçlara sebep oldu..

Bugün “Suçlu! Ayağa kalk” tarzında keskin tespitler yapmak yerine daha didaktik biçimde F.Bahçe’nin ruh halinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekmeye çalışacağım..

ŞiKE YAPMAMIŞ KULÜP VAR MI?

Şike ile suçlanan F.Bahçe’nin haklı olduğu noktalar var.. İlhan Cavcav ne de güzel söylemiş Kulüpler Birliği toplantısında Ünal Aysal’a:

“Beyefendi biz senelerdir bu işleri yapıyoruz.. Hiç de başımıza bir şey gelmedi..”

Bu kadar pejmürde bir ortamdan bahsediyoruz yani aslında..

Rakibinin rakibindeki her futbolcuya birer otomobil verip kazanılan şampiyonluktan sonra omuzlar üstünde taşınan yöneticileri..

Elindeki şampiyonluğu rakibine hediye edip ilk exit’ten sıvışanları..

Şampiyonluğu teknik direktörüne değil harcadığı teşvik primlerine bağlayan adamları..

Futbol Federasyonu başkanlığını gerektiğinde rakibi bağlamak sananları..

Hakem manipülasyonunu meşru kılarak hakemliğin DNA’sını bozanları bu sistem hiç cezalandırmadı..

Aksine kazandıkları her şaibeli başarı onları daha fazla güçlendirdi.. İddialı söylüyorum, şike veya teşvik işlerine bulaşmamış takım yoktur Türkiye’de.. Ama geçmiş geçmişte kaldı, bir mafya operasyonu olarak başlayan soruşturmanın ağına takılan F.Bahçe oldu.. Bu çelişki, F.Bahçe’nin geçen sezon yaptığı öne sürülen girişimleri meşru kılmaz ama herkesin pür-i pak olmadığını da kabul etmesi gerekir.. Yani sistem elini F.Bahçe üzerinden yıkamaz, F.Bahçe ise ne yaptığını bilir ise bu hastalık şifa bulabilir..

AK PARTi KOMPLOSUYMUS, HADi CANIM SEN DE..

Alex’i götürürken “Büyük Başbakan..” Soruşturma başlayınca ise “F.Bahçe’yi ele geçirmeye çalışıyor..” Bak sen şu işe!

13 yıldır “Hep Destek Tam Destek” dememiş her sese karşı törpülenmiş F.Bahçe kamuoyu “Herkes yaptı ama biz yakalandık” ile “Yakalandık ama hakem görmesin” arasında sıkışanlar tarafından yönlendiriliyor maalesef..

En tehlikelisi şu: Mevzu siyasallaştırılıyor.. Durumdan rahatsız, F.Bahçe Kulübü’nü din olarak kabul etmiş, tape okumayı reddedecek kadar F.Bahçeli bir gençliğe, “AK Parti, F.Bahçe’yi ele geçirmek için bu komployu tezgâhladı” masalı anlatılıyor.. Ne olduğunu bırakıp niye olabileceğine kafayı takanların aslında “Yaptık mı yapmadık mı?” sorgulamasını yapmaları en azından sportmenliğin gereği değil mi?

Gerek Aykut Kocaman’ın gerekse Ali Koç’un F.Bahçe’nin kurtuluşu için seferberliği başlatan konuşmalarında, hiç başkan Aziz Yıldırım adını anmamalarını “Bizim bu işlerle alakamız yok” şeklinde tercüme etmek çok yanlış sayılabilir mi?

Ama hiç özeleştiri yapmadan AK Parti’yi komploculuk, G.Saray’ı vatan hainliği, Beşiktaş ile Trabzonspor’u şikecilikle itham edenler; Başbakan’ın, soruşturmayı yürüten savcının, organizenin başındaki müdürün, hatta federasyon başkanının F.Bahçeli olmasını neye bağlıyor peki? AK Parti ile F.Bahçe’yi hasım etmeye çalışanlar, geçen sezon Alex de Souza’yı koştura koştura, hem de seçim öncesi Sayın Başbakan’a götüren Aziz Bey’i ne çabuk unutuyorlar?

Ya M.Ali Aydınlar’ın kadın voleybol takımına cebinden her sene 10 milyon dolar harcamasını..

Savcı Berk maçlara el üstünde davet edilirken F.Bahçeli idi madem, şimdi mi F.Bahçe düşmanı oldu?

Bu, bir komplo senaryosu için olabilecek en yanlış kast değil mi?

Hadi en basitini söyleyeyim:

Tamam seçimden sonra biraz nefesi kesilmiş olabilir ama Kemal Kılıçdaroğlu, eğer dayandırabileceği en ufak bir nokta olsa bu gollük pası değerlendirip F.Bahçe üzerinden AK Parti’nin tozunu atmaz mıydı?

Ve dahi Devlet Bahçeli..

Cumhuriyetin 29 Ekim 1923’te ilan edildiği dışında hiçbir konuda anlaşamayan 3 siyasi parti liderinin böyle hayati bir konudaki ortak suskunluğu, bu siyasi komplo iddiasını ortaya atmanın bile şapşallık olduğunu ortaya çıkarmaz mı?

“AÇILIN ULEYYNN”

Tabii ki, soruşturma sırasındaki acemilikler de soruşturmayı yapanlar açısından handikap oldu..


Mesela nedir bu medyaya açık, savunmalara kapalı gizlilik meselesi? Nedir Aziz Bey’in medya tarafından lincine uygun ortam sağlamak için sızdırılan fotoğraflar, bilgiler.. Oluşan karambolde, meseleyi adam gibi inceleyenler ile fırsat bu fırsat ortaya atlayıp rating/kişisel hesabını görme amacıyla tinercilik yapanlar aynı safta kaldı.. Karşılarında da kendilerini F.Bahçe dostu sananlar ile kafası karışık taraftarlar..

Herkes gramofon gibi sadece çaldı, hiç dinlemedi.. Halbuki bir taraf karşısındakinin psikolojisini hesap ederek daha ölçülü olmalıydı, öteki taraf da gözünü kapıyorsa kulağını açmalıydı.. Televizyonlarda “Açılın uleyynn” kıvamında yapılan bilgiden yoksun tartışmalar, zaten topa girmeye meraklı olmayan akil medyayı daha da edilgen hale getirdi, doğru bir bilgilendirme-tartışma ortamı olmayınca işler iyice sarpa sardı..

UEFA STRATEJİSİ FiYASKO

Sanki Türkiye’de yaşanan olayları UEFA görmüyormuş gibi efelenmek yakın gelecekte daha büyük krizler doğurabilir


F.Bahçe en kritik dönemece geldi.. Şundan; 15 Ağustos kararıyla “fare doğuran” TFF’yi dişine göre bulan ve Mehmet Ali Aydınlar’ı kum torbasına çeviren F.Bahçe, merkezi Cenevre’de diye UEFA’yı da “kağıttan kaplan” sanıyor.. UEFA’nın dünyanın en temiz kurumu olduğunu düşünecek kadar saf değilim ama son süreçte F.Bahçe’nin UEFA ile ilgili yanlışları sıralıyorum:

TFF’nin ısrarlı “Avrupa’ya gitmeyin, sıkıntı yaşayacaksınız” uyarısına rağmen “Gideriz kardeşim” diye diretmek..

Soruşturma tapelerini görünce okuma-yazma bilmez numarası yapmak ama UEFA reglamanı konusunda “profesör” kesilmek..

Avukat Faik Işık’ın 1 saat hiç durmadan konuşması ile UEFA kanadının “Aman arkadaş, hadi sizi geri aldık, yeter ki sen bir sus” diyeceğini ummak..

TFF’nin kafasında boza pişirirken, UEFA platformunda “sıfır lobi” yapmak..

Avrupa Kupaları yasağı çıktıktan sonra UEFA’nın karşısına CAS restini sürmek..

Bu 5 hamle de “yüzde 100 masum” kulüp hareketi..

F.Bahçe’nin CAS’ta zafer kazandığını düşünelim, UEFA buraya gelip resmi soruşturmasını yapsa, “memleket meselesi” olduğu için gizlilik kararı delinse, F.Bahçe ile ilgili en ufak bir şüphede UEFA kendi kararını legalize etse ve F.Bahçe’ye katlamalı, tarihi bir ceza verse, “bunun doğuracağı sonuçları” kim göğüsleyecek?

Bunun adı F.Bahçe’nin idari açıdan tartışmalı 1 sezonunu ve Şampiyonlar Ligi’nden alacağı 25 milyon Euro’yu kurtarmak için yok yere geleceğini ateşe atmak olabilir mi?

O zaman “UEFA, çekerim bak kulaklarını!” diye afra tafra yapan yönetim kurulu üyelerinden kaçı “toz” olur acaba?

F.Bahçe rasyonel değil duygusal davranıyor, hiçbir adımını atarken 2 adım sonrasını düşünmüyor.. Bu kadar popülizm, F.Bahçelilik olmamalı.. AK Parti ile, TFF ile, UEFA ile ipleri bu kadar germek, acaba kimin seçimidir? Metris’in mi, yönetim kurulunun mu?

Kimse küme düşmesin ama..

Madem tüm kulüpler ve TFF F.Bahçe’yi düşürmek istemiyorlar, toplanıp bu kaosu artık bitirsin


Bu kara tabloda çıkış yolu fazla değil.. Hele herkesin karnından konuşması ve kendi ajandasını futbolun çıkarlarının önünde tutması nedeniyle işler sarpasarmışken, şeffaflık şart.. Madem TFF, 17 kulüp ve hatta F.Bahçe küme düşmenin olmasını istemiyor, bunun konsensusla yapılması gerekiyor.

Önce tüm liglerin bütün kulüplerinin ortak imzasıyla talimatın şikeyle ilgili bölümünün değiştirilmesi için TFF’ye yetki verilmesi.. Belki bu yetkilendirmeye gerek yok ama artık bu zaruri.. TFF’ye verilecek yetki belli, şikenin cezasının tarifini değiştirme..

Aynı şekilde apar topar çıkarılmış Şiddet Yasası’nda tadilat yapmak üzere TFF’ye açık destek sağlanması..

Bütün bunlar yapıldıktan sonra iddianame açıklanıp gizlilik kararının kaldırılmasını müteakip hızlı biçimde cezaların verilmesi.. Hangi karşılaşmalarda şike sabit görüldüyse o kadar puan silinmesi.. Suç sabitse verilen kupaların geri alınması..

Madem herkes geçmişten beri bu batağın içinde bu krizin fırsata dönüştürülmesi ve Süper Lig’in şüphe bulutundan arındırılması..

Bu sürecin UEFA ile uyumlu biçimde gerçekleştirilmesi..

TFF ne kadar çabuk ve adil biçimde karar verirse, kaybettiği itibarı o kadar çabuk kazanır. Buna eminim..

Anafikir: Sahi artık “Türk futbolu bu bataktan nasıl kurtulur?”u tartışmanın zamanı gelmedi mi? Son yapan da dahil herkes suçunu kabul etsin ve çöken binanın hafriyatı başlasın.. Yoksa çok yakında Türk futbolu 17 Ağustos sonrasındaki Gölcük’ü andıracak maalesef..

Yazarın Önceki Yazıları

06.02.2014

İşte transfer şikesi..

06.03.2013

Çakır maçın altında ezilmedi

09.10.2012

Alex, Aykut Kocaman, Yıldırım kardeşler: Hiçbiri masum değil

29.08.2012

Alex, F.Bahce’nin Giggs’i olsun

13.11.2011

Terim’den özür diliyorum!

31.08.2011

Rus ruleti

27.08.2011

Oyuncu satacağınıza elinizi cebinize atın

20.07.2011

Denizli – F.Bahçe maçında teşvik varsa G.Saray’ı da araştırsınlar

18.07.2011

F.Bahçe düşüyor!

10.07.2011

Aziz Yıldırım bunu hak etmedi
daha fazlası...