'Hedefimiz vizyoner gençlik'

Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Abdurrahim Boynukalın, çalışmaları ve gençler için yapılan projeleri Türkiye'de İktidar Dergisi'ne anlattı.

07.01.2018 Pazar 12:24
Güncellenme: 07.01.2018 12:30
Türkiye sporda tesisleşme ve altyapı çalışmaları hamlesiyle çıktığı yolda meyvelerini almaya başladı. Lisanslı sporcu sayısı 8 milyonu geçti. Türk sporcular da geride bıraktığımız yıl 6 bini aşkın madalya ile evlerine döndü. Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Abdurrahim Boynukalın ile Türk sporunun uluslararası alandaki yükselişini, bu yükselişe giden yoldaki çalışmaları ve gençler için yapılan projeleri konuştu.
 
Türk sporunun uluslararası alandaki konumunu nasıl değerlendirirsiniz?
 
Türkiye spor alanında her geçen gün dünyada daha da söz sahibi bir ülke haline geliyor. Hem tesisleşme hem de sportif başarı noktasında hızla gelişmeyi sürdürüyoruz. Türkiye her alanda olduğu gibi sporda da büyük hedefleri olan bir ülke ve bu hedeflere ulaşabilmek adına, “Tesis olmadan başarı gelmez” dedik ve öncelikle büyük bir tesisleşme hamlesi gerçekleştirdik. Ülkemiz şu anda dünyanın en modern spor altyapısına sahip ülkelerinden biri. Bununla birlikte yetenekli sporcuların keşfedilmesi ve ardından geleceğin başarılı sporcuları olarak yetiştirilmesini sağlamak adına altyapı çalışmalarına da büyük önem verdik ve sürdürülebilir altyapı sistemleri kurduk. Bu çalışmalarımızın meyvesini her geçen gün daha belirgin şekilde alıyoruz. Örneğin, 2017 yılında sporcularımız toplam 6 bin 279 madalya kazandılar. İnşallah bu başarı ivmesi olimpiyatlarda da devam edecek ve ülkemiz hak ettiği yere ulaşacaktır.
 
2018’de çalışmalarınız öncelikle hangi alanlarda olacak?
 
Önümüzdeki süreçte spor alanında büyük önem arz eden birkaç organizasyon mevcut. Dünya ve Avrupa Şampiyonaları, Akdeniz Oyunları ve Gençlik Olimpiyatları gibi organizasyonlara, 2018 yılında ülke olarak damga vurmak adına, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak spor federasyonlarımız ile birlikte çalışmalarımız sistemli şekilde devam ediyor. Bunun yanında, dünyada neredeyse hiçbir toplumun sahip olmadığı muazzam bir genç nüfusa sahibiz. Memleketimizin bu en büyük zenginliği, aslında eşsiz bir de yetenek kaynağı. Biz de yetenekli kardeşlerimizi bulmak ve Türkiye’nin göğsünü kabartacak sporcular olarak yetişmelerini sağlayabilmek adına, Milli Eğitim Bakanlığı’mızla bir protokol yaptık. Bu çerçevede 2018 yılında sayısız gencimizi tarayarak geleceğin sporcularını keşfetmek adına çalışmalar yürüteceğiz. Bunun yanında Türkiye Olimpik Hazırlık Merkezleri ve Sporcu Eğitim Merkezlerimizdeki çalışmalarımıza hız vermekteyiz. Bu merkezlerimizde de inşallah geleceğin rekortmenleri yetişiyor.
 
Olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapma konusunda nasıl çalışmalar yapılıyor?
 
Bilindiği gibi, en son adaylığımız olan 2020 Olimpiyat Oyunları ev sahibi kent seçimi oylamasında finalde Tokyo’ya kaybetmiştik. 2013 yılındaki bu oylamadan sonra da, İstanbul için gerekli sportif ve kentsel altyapılarda envanterimizi daha da üst seviyeye getirmek üzere, 2024 Oyunları’na adaylığımızı koymama kararı alınmıştı. Ne var ki geçtiğimiz yıl içerisinde Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) aldığı bir kararla 2024 Oyunları’nı Paris’e ve 2028 Oyunları’nı ise Los Angeles’a verdi. Bu da demek oluyor ki artık aday olunabilecek ilk Olimpiyat Oyunları 2032’de yapılacak olan oyunlar. Bununla ilgili adaylık süreciyse ancak beş yıl sonra, 2023’te başlayacak ve ev sahibi kent 2025 yılında belirlenecek. Dolayısıyla şu an için özel bir çalışma yok ancak bu, hiçbir şey yapılmıyor anlamına gelmiyor. İstanbul’un 2020 için finale kalan projesinde yer alan ve 2020 Oyunları ev sahibi seçilmemiz halinde yedi yıllık hazırlık süresi içerisinde hayata geçirileceği sözü verilen sportif ve kentsel tesis ve altyapıları birer birer gerçekleştirmek adına adımlar atıyoruz. Bunlar, sadece bir sonraki adaylığımızda daha güçlü olmamız için yapılmış olmayacak, bu tesis ve düzenlemelere İstanbul’un zaten ihtiyacı var. Biz bu süreci, eksiklerimizi gidermek ve zaten planlamış olduğumuz spor yatırımlarımızı gerçekleştirmek adına zaman kazanmış olduk şeklinde değerlendiriyoruz. Hem İstanbul’umuzun daha yaşanabilir bir kent olmasına hem de Türk sporunun daha da gelişmesine katkı sunacak olan bu çalışmaları planlarımız dahilinde sırasıyla hayata geçireceğiz.
 
Spor Kulüpleri Yasası ile ilgili bir çalışmanız var. Yasada ne gibi değişiklikler olacak?
 
Bu konuda, tabii ki ülkemiz sporunun faydası doğrultusunda sonuçlar doğuracak değişiklikler yapmak adına, paydaşlarımız ile çalışmalar devam etmektedir.
 
Sporda Şiddet Yasası’ndan nasıl bir karşılık aldınız? Pasolig beklentilerinizi karşılıyor mu?
 
Bu yasa, sporda şiddeti önleme açısından çok büyük faydalar sağladı. Hem şiddetin önüne geçmek hem de bir şiddet söz konusu ise bunun hukuki bir vaka olarak değerlendirilmesi çerçevesinde, sporda şiddetin önüne geçmek noktasında etkilerini açıkça görmekteyiz. Tabii ki ilk dönemde uygulamada bazı aksaklıklar yaşanmıştır ancak bunun üzerine Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile bir araya gelerek bu aksaklıkları gideren bir değişiklik tasarısı hazırlandı ve uygulamadaki aksaklıklar da bu şekilde bertaraf edildi diyebiliriz. Pasolig uygulamasından sonra görülen seyirci sayısındaki düşüşün ise sona erdiğini rakamlar gayet açık şekilde gösteriyor. Bugün, Pasolig uygulamasından önceki ortalama seyirci sayısını geçmiş durumdayız.
 
Bütçe, madalya sayılarını etkiledi mi? 2018 ve sonrası için bütçe beklentiniz nedir?
 
Spora ayrılan bütçe 2002 yılından bu yana sürekli olarak artış göstermiştir. Maliye Bakanlığı kaynakları dışında Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nca da spora destek olunuyor. Bu yıl da yine artan bir grafik söz konusu. Birkaç örnekle somutlaştırmamız gerekirse; sporumuz için her yıl daha da yukarı çektiğimiz bütçemizle, tesis yapımı dışında, federasyonlara desteğimiz ve amatör spor kulüplerine ayni ve nakdi yardımlarımız sürekli artış gösteriyor. Bunun yanında 4 bin sporcumuza maaş vermekteyiz. Sadece okul sporları faaliyetlerine 2016-2017 öğretim yılında harcanan miktar 60 milyon TL’yi aştı ve bu destekler her yıl artan bir grafik izleyecek. 2002 yılından itibaren gerçekleştirilen tesisleşme çalışmaları ve spor altyapı çalışmaları sonucu, sporcu sayımız hızla artış gösterdi. Bugün lisanslı sporcu sayımız 8 milyonu geçmiş durumda. Ayrıca, sporcular altyapı eğitimlerinde ilk defa kondisyoner, masör, psikolog, fizyoterapist ve diyetisyen gibi spor destek elemanları ile tanıştılar. Dolayısıyla bu hizmetlerin sportif başarıyı artırdığı, sporcularımızdan gelen uluslararası başarı haberleriyle de kanıtlanmış oluyor. Bu sonuçlar gelecekte çok daha başarılı sonuçlar alacağımızın da göstergesidir.
 
Gençlerin toplumsal hayata katılımı nasıl?
 
Bugünün gençliği kendi gücünün farkında ve kendisi ile ülkesi için de doğru adımlar atmak adına gereken çabayı gösteriyor bence. Bunu 15 Temmuz gecesi gayet net olarak gördük aslında. Bunun dışında, gençlerimizin arasında karar alma süreçlerinde ses olmaya gönüllü gençlerimiz de var. Gerek STK’lar gerekse partilerin gençlik kollarında gençler sadece yarınları için değil, bugün için de bir fikir sahibi olduklarını göstererek sorunların çözümünde önemli bir rol üstlenebiliyorlar. Buna ben de bir örneğim aslında. Araştırma görevliliği, gençlik çalışmaları, sivil toplum faaliyetleri ve AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanı olarak karar alma süreçlerinde benim gibi genç kardeşlerim ile birlikte yer alabildiğim sürecin ardından yine bir genç olarak Bakan Yardımcılığı gibi bir görevi yürütüyorum. Bu anlamda şahsım için söylemiyorum ancak genel olarak gençlerin karar alma süreçlerine katılımı oldukça önemli ve bu konuda genç kardeşlerimin de önemli çalışmaları/çabaları var.
 
Gençlerin yaşadığı en kritik sorunlar nelerdir?
 
Gençliğin en büyük sorunu, yetişkin dünyasının hâkim olduğu eski dönemlerdeki ataletin halen çoğu yerde hâkim olması ve gençliğin üzerinde oynanan zihinsel, ideolojik ve ayrıştırıcı oyunların gençliğin özgür düşünce alanını ve birlik olma ruhunu zedelemesi olarak görüyorum. Bunun dışında birçok sorun da ele alınabilir ama bence gençliğimiz sorunlara çözüm bulma noktasında da küçümsenemeyecek iradeye sahiptir.  Son yarım asırda yaşanan darbeler, özellikle de öncesiyle ve sonrasıyla 1980 darbesi aileleri ve dolayısıyla gençleri apolitize etmeyi amaçlamıştır. 2002 yılından beri hızlanan değişim ve dönüşümle (seçme ve seçilme yaşlarının 18’e düşürülmesi gibi) bu akım neredeyse tersine döndü ve gençler kendilerini siyasi karar organlarında ifade etme imkânı bulmaya başladı.
 
Bir başka açıdan; gençler bu süreçte (1980 ve sonrası) toplumsal hayata katılımı sivil toplum örgütleri marifetiyle gerçekleştirmişler ve gerçekleştirmeye devam ediyorlar. Bu durum, hain bir mekanizma tarafından (FETÖ) suiistimal edilmeye çalışılsa da gerek siyasal katılım gerek sivil toplum örgütlerine katılım açısından gençlerin nasıl bir bilinç noktasına geldiklerine ve bu anlamda 2002 yılından bu yana toplumun tüm katmanlarının bir anlamda gençliğimizin liderliğinde nasıl dönüştüğüne 15 Temmuz 2016’da hep birlikte şahit olduk. Diğer taraftan, gençlerin karar alma süreçlerine katılımına yönelik adımların Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemi’yle birlikte çok daha hızlı ve etkili olarak atılacağını ifade edebiliriz.
 
Hükümlü ve tutuklu gençlere yönelik çalışmalarınız var mı?
 
Elbette. Bizim kültürümüzde hatalar ve günahlar tövbe edenler için yükseliş basamaklarıdır. Bizler bu düsturla bu ülkenin tek bir fidanını dahi kırmak, ezmek veya yok saymak gibi bir gaflete asla düşemeyiz.  Bu hususta hüküm giyen kardeşlerimizin giydikleri hükmün sorumluluğu içinde biz de üstümüze düşen sorumluluğu göstermeliyiz. Bir genç neden suç işler? Bu sorunun cevabını sorgularsak ebeveynler ve toplumun her kesimine dair o suçun vuku bulmasına sebepler içerisinde hepimize hüküm giydirebilir. O nedenle bizler hayatın içerisinde bu gençlerimizi de dezavantajlı gençler olarak görüyoruz ve önceliklerimiz arasında yer veriyoruz. Bu kapsamda bu gençlerimize meslek edindirme kursları, girişimciliği destekleme programları, sosyal hayata aktif katımı destekleyen projeler, değerler eğitimi ve kişisel gelişim ile ilgili pek çok hizmet götürmeye gayret ediyoruz. Örneğin, Adalet Bakanlığı ile 2015 yılından itibaren ortak pilot uygulama olarak Sincan Kapalı Cezaevi’nde genç hükümlülere yönelik Kapılar Kapanmasın Projesi’ni yürütüyoruz. 2017 yılında projeden 429 genç faydalandı. Kültür sanat ve spor alanında kurslar açtık. Genç hükümlüler faydalandı. Bugün itibarıyla Adalet Bakanlığı ile protokol aşamasına geldik ve yakın zamanda diğer cezaevlerinde de bu projenin uygulamaya geçeceğini söyleyebiliriz.
 
Dönüşen dünyada gençlerin devletler açısından önemi nedir?
 
Dünyamız maddeden oluşur ve maddenin de bir döngüsü, bir yolculuğu vardır. Bu yolculukta süreklilik ve kararlılık esastır. Her devletin geleceğe taşımak istediği bir adı, ruhu, kültürü ve toplumunun biriktirdiği bir hafızası vardır. 21. yüzyıl ise dönüşümün, tarihin hiçbir dönemiyle mukayese edilemeyecek kadar hızla yaşandığı bir dönem. Dönüşüm öyle hızlı yaşanıyor ki kuşaklar arası farklar neredeyse 2 veya 3 yıla inmiş durumda. Böyle bir zamanda ruh, ad, kültür, hafıza taşımaya çalışıyoruz. Hakikaten gençler olarak işimiz çok zor. Değişimin en önemli aktörü elbette gençler. Gençlik dönemi değişime en açık olunan dönem. Dolayısıyla devletlerin bu dönüşüme ayak uydurması, genç nüfusun dönüşüme ayak uydurabilme becerisiyle doğru orantılı olacaktır. Vurgulanması gereken bir diğer husus, gençlik döneminin dinamizmi… Bu dinamik yapıyı sağlıklı bir noktaya konumlandıran devletlerin, dönüşümden sadece etkilenen değil dönüşüme yön veren, dönüşümün vardığı noktayı belirleyen devletler olacağını düşünüyorum.
 
Türkiye nasıl bir nesil yetiştirmeyi hedefliyor?
 
Bu ülkenin değerleri, bu ülkenin geleceği bizim için önemli. Gençlerimizin bu toprakların değerleriyle donanmış, uluslararası alanda akranlarıyla rekabet edebilir nitelikte gençler olması için çalışıyoruz. Özgüven sahibi ve vizyoner gençler yetişmesini hedefliyoruz. Gençlerimiz ayaklarını bu topraklara sımsıkı basarak, bakışlarının ulaştığı ufukları hedeflesin istiyoruz. Bakanlığımızın bütün faaliyetlerini yarının büyük Türkiye vizyonunu gerçekleştirmeye niyetli ve bunu gerçekleştirebilecek donanımda bir gençlik yetiştirmek üzere tasarlıyoruz. İşte, projelerimiz de bu bakış açısının gençlik alanına bir yansımasıdır. Gerek Bakanlığımızca yürütülen projelerimizle ve gerek sivil toplum kuruluşlarımız ve alandaki diğer paydaşlarımız tarafından Bakanlığımız desteği ile yürütülen projelerimizle ulaşmak istediğimiz nokta budur. Bir tarafta değerlerine bağlı, donanımlı, sağlıklı, özgüveni yüksek ve kararlı bir gençlik, diğer tarafta da bu gençliğin ulaşacağı büyük Türkiye vizyonu, faaliyetlerimizin iki temel sacayağını oluşturmaktadır. Bu günlerde gerek coğrafyamızda yaşanan olaylarda ülkemizin yeri ve üstlendiği rol, gerek dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan bir haksızlık karşısındaki duruşumuz bu medeniyet tasavvurunun bir sonucudur. Bu bağlamda, bu toprakların değerleriyle yoğrulan, değişimin ve dönüşümün belirleyicisi bir nesil yetiştirmenin mümkün olabileceği inancı 15 Temmuz’la birlikte pekişmiş durumdadır.
 
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın gençlere yönelik projeleri
 
Damla Projesi
 
Damla Projesi bizim en çok önemsediğimiz projelerden biri. Projenin merkezinde ‘gönüllülük’ kavramı var. Gönüllü gençlerimiz köy okullarına, huzurevlerine, engelli bakım merkezlerine ya da ilgiye daha çok muhtaç durumdaki vatandaşlarımızın yaşadıkları yerlere giderek onlarla ilgileniyor, çeşitli ihtiyaçlarını gideriyorlar. Mezarlıklarda temizlik yapıyor, parklara kuş evleri kuruyor, köy okullarını boyuyor ya da başka bir gönüllülük faaliyeti yapıyorlar. Gençlerimiz, bir yandan gönüllülük faaliyetlerini gerçekleştiriyorlar, diğer taraftan da Anadolu’nun daha önce görmedikleri güzellikleriyle tanışıyorlar. Bir yandan da bu proje vesilesiyle gençlerimiz Anadolu’nun tarih, kültür, coğrafya ve insanıyla da yakından tanışıyor. Gönüllü gençlerimiz dedim ya, işte bu gençlerimizin arasında Sudanlısı da var, Özbek de, Boşnak da… Türkiye’de üniversite öğrenimi gören gençler de dahil bu projeye.
 
Gençlik Kampları Projesi 
 
Gençliği ayrıştırıcı ve ideolojik zehirlenmelerle amaçsız ya da kötü amaçlara iten ortamlardan uzak tutarak birlik olma ruhunu ortaya koyuyoruz. Bu anlamda onlarca projemizden sadece gençlik kamplarımızı örnek vermek bile yeterli olabilir. Gençleri geleceğe hazırlama ve kişisel donanımlarına katkı sağlamak hedefiyle, onların geleceğin dünyasına damga vuracak yazılım endüstrisine şimdiden ayak uydurabilmeleri için gerçekleştirdiğimiz ve gençlerimize ücretsiz olarak yazılım kodlama eğitimi verdiğimiz, ‘Kod Adı: 2023’ projesini örnek verebiliriz. Bunların dışında 81 ilimizde bulunan gençlik merkezlerimizle, gençlerle buluşturduğumuz pek çok hizmet ve proje var. İnterneti iyi kullanan gençler, web adresleri ve sosyal medyada bu projelerle ilgili bilgi ediniyorlardır diye umuyorum.
 
Kitap Kafe Projesi
 
Gençler için yeni cazibe merkezleri oluşturduk. 2017 yılında sadece DAP ve GAP kapsamındaki illerde uygulanan Kitap Kafe projelerinin, sağladıkları nezih ortam ve bilinçlendirme sebebiyle, gençlerin kötü alışkanlıklarla illegal faaliyetlerden uzak durmalarını sağlayacak koruyucu – önleyici nitelikte etkilerinin yanı sıra, gençlerin bireysel gelişimlerine de önemli katkılar verdiğini düşünüyorum. Yiyecek ve içecek ikramının ücretsiz olduğu Kitap Kafeler, okumak için uygun bir ortam sunduğu gibi, okur-yazar buluşması, konferans, yurtiçi gezi, sinema günleri, sportif faaliyetler, gönüllülük faaliyetleri gibi faaliyetlerle zenginleştirilmiş içerikleri ile gençler açısından nitelikli zaman geçirebilecekleri yeni mekânlar oldu. 2018 yılında Kitap Kafe projelerini yurt geneline yaygınlaştırmayı düşünüyoruz.
 
Mobil Gençlik Merkezleri Projesi
 
Bakanlığımız tarafından gençlik merkezlerinde sunulan hizmetlere ulaşmakta zorluk yaşayan gençlere, bu hizmetlerin yerinde sunulmasını amaçladık. Ağırlıklı olarak köy ya da kenar mahallelerdeki okullarda faaliyet gösteren mobil gençlik merkezleri, bu mekânlarda çeşitli eğitsel, kültürel ve sportif etkinlikler sundular. 2018 yılı planlamasında Mobil Gençlik Merkezleri’nin ağırlıklı olarak liselerde öğrenim gören gençler üzerinde yoğunlaşmasını öngörüyoruz.
 
Sosyal Uyum ve Gençlik Projesi
 
Bakanlık olarak muhacir kardeşlerimizin acı anılarını güzel anılarla bir nebze değiştirmek adına bu projeyi hayata geçirdik. Rehabilitasyon çalışmaları, sosyal hayata aktif katılım, temel ihtiyaçların giderilmesi, rekreasyon faaliyetleri, psiko-sosyal destek faaliyetleri ve dil eğitimleri ile mülteci kardeşlerimizin yoğunlukta olduğu 23 ilde ağırlıklı olmak üzere elimizin ulaştığı her noktada ensar olma gayreti gösteriyoruz.
 
(Türkiye'de İktidar Dergisi)

HABER ÖNERİLERİ

Nadal, Monte Carlo'da finalde

İstanbul Cup'ta kuralar çekildi

Ünlü porno yıldızının Sakaryaspor'a transfer olduğu iddiası...

Nadal, Monte Carlo'da yarı finalde

Maria Sharapova'dan bir ilk!

Yasemin Adar dünya şampiyonu!

5. defa zafer Musluoğlu'nun

Trabzonspor ligden çekildi!

Seferberlik başladı! Hedef 2020...

‘Farklı kültürleri insanlarımızla buluşturmak istiyoruz’