'Türkiye'nin Suriye'de yapacağı en iyi hamledir'

Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Tomar, İdlib operasyonuyla ilgili, "Bu operasyon eski stratejik ortağının (ABD), Türkiye'yi terk ettiği bir ortamda, Türkiye'nin Suriye'de yapabileceği en iyi hamledir. Rusya ve İran ile anlaşılıp bu operasyonun başlaması, bölgeye YPG'nin sokulması ihtimalini de azaltmaktadır." dedi.

12.10.2017 Perşembe 20:23
Güncellenme: 12.10.2017 20:25
AA
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nda (SETA) düzenlenen,  "İdlib Operasyonu, Amaçları, Kapsamı ve Stratejik Hedefleri" konulu panelde  konuşan Prof. Dr. Tomar, Suriye meselesinin, Türkiye'yi çok yakından ilgilendiren  bir mesele olduğunu, şayet bugün Suriye gibi bir sorun olmasaydı Türkiye'nin  Irak'ta daha rahat hareket edebilme kabiliyetine sahip olabileceğini söyledi.
 
Tomar, eskiden beri Irak ve Suriye'nin bir şekilde parçalanacağı  yönünde bir teorisi olduğunu belirterek, "Orada uzun süre yaşamama bağlı olarak  söylüyorum. Toplumsal fay hatlarını iyi biliyorum. Bunu Irak'a şu an görüyoruz,  üç parçalı olarak. Suriye'nin de iki veya üç parçalı bir yapıya doğru gittiğini  görüyoruz. Aslında bu parçalanma Yemen için, Libya için belki uzun vadede Körfez  Ülkeleri ve Suudi Arabistan için geçerli." ifadelerini kullandı.
 
Fırat Kalkanı operasyonunun çok yerinde bir hareket ve Türkiye'nin  yaptığı "oyun bozucu" bir hamle olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tomar, şunları  kaydetti:
 
"İkinci "oyun bozucu" hamlenin de İdlib olacağını söylemiştim. Astana  görüşmelerinde Türkiye, Rusya ve İran'ı bir şekilde ikna ederek bu önemli rolü  üstlenmiş durumda. Daha sonra belki Afrin'e yönelik yapılacak operasyonla üçüncü  "oyun bozucu" hamleyi gerçekleştirmiş olur ki bu en zorudur. Kerkük, Irak Kürt  Bölgesel Yönetimi (IKBY) için ne kadar değerliyse, İdlib de PYD kantonları için o  kadar değerlidir. Kuzey Irak ve Kuzey Suriye üzerinden Akdeniz'e ulaşacak bir  koridor olmazsa o kantonların yaşaması çok zor görünüyor. Onun için İdlib için  yapılan bu operasyonu çok önemsiyorum. diğer taraftan, İdlib'te yapacağımız şey,  gruplar arasında çatışmayı engellemektir. İdlib'te bir çatışma çıkarsa oradaki 3  milyon insanın gideceği bir yer yok. Türkiye'ye gelecekler. Bu operasyon, eski  stratejik ortağının (ABD), Türkiye'yi terk ettiği bir ortamda, Türkiye'nin  Suriye'de yapabileceği en iyi hamledir. Rusya ve İran ile anlaşılıp bu  operasyonun başlaması, bölgeye YPG'nin sokulması ihtimalini de azaltmaktadır."
 
Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Avrasya Stratejik Araştırmalar  Merkezi (ASAM) Terör Uzmanı Dr. Eray Güçlüer de "El-Bab'ta 'oyun bozucu' role  sahip olan Türkiye, aslında Astana görüşmelerinden sonra İdlib'te "oyun  kurucu"luğa doğru evrilmiş durumda. İleriki dönemde teröristanı da (PYD  kantonları) akamete uğratacak bir hamle olduğunu düşünüyorum." görüşünü dile  getirdi.
 
Fırak Kalkanı operasyonu ve İdlib'deki durumu karşılaştıran Güçlüer,  şöyle konuştu:
 
"Türkiye, Fırat Kalkanı operasyonunu başlattığında dünyaya operasyonun  3 siyasi amacını deklare etti. Sınır güvenliğinin sağlanması, sınırın terörden  arındırılması, Suriye'nin toprak bütünlüğü. Burada üçüncü madde çok önemli,  Suriye'nin toprak bütünlüğünü esas aldığınız zaman, Türkiye'nin bölgede işgalci  güç olmadığının en büyük kanıtı. İdlib'te yapılan operasyonda yine sınırları  belirli, bu 3 siyasi amacı da kapsayacak çerçevede planlandığını görüyoruz."
 
Güçlüer, İdlib operasyonuyla Türkiye'nin elinin güçleneceğini ifade  ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"El-Bab'taki gibi askeri bir operasyondan ziyade insani yardım  götürülmesi boyutu da vardır. Birden fazla ve homojen olmayan, siviller arasında  konumlanmış silahlı gruplara karşı operasyon yürütülmeye çalışılıyor. Dolayısıyla  doğrudan taaruz yerine Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçlerinin desteklenmesine devam  edilebilir. Çatışmalar bölgesel değil lokal olabilir. Klasik bir harekattan  ziyade barış koruma operasyonu şeklinde faaliyet gösterilecektir. Astana  görüşmelerinden sonra bu operasyonda görev almak, Türkiye'nin elini  güçlendirmektedir. Bölgenin istikrarı açısından İdlib'i çatışmasız kılmak  önemlidir. Bu alandaki istikrar, Suriye'nin geneline yansıyacaktır."
 
SETA Strateji Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın ise  Suriye krizinin başladığı günden bu yana yaşanan süreci hatırlatarak, "Suriye'de  demokratikleşmeyi destekleyen ve statükocu olmak üzere iki cephe oluştu. Herkes  ABD'nin demokratikleşmeyi destekleyen cepheden taraf olacağını düşünürken, ABD  desteğini geri çekti. Suriye'deki çatışmanın demokratikleşme çabası olmadığı, bir  vekalet savaşı olduğu ortaya çıktı. ABD'ye göre Türkiye-Rusya ile İran-Suudi  Arabistan ile dengelenecekti. Bu durum da tarafları yıpratacak bir hale  dönüşecekti." dedi.
 
Yalçın, Fırat Kalkanı operayonunun Türkiye-Rusya-İran'ın mutabakata  varıp gerçekleştirdiği bir operasyon olduğunu belirterek, şunları söyledi:
 
"Bu durum da Türkiye-ABD ilişkileri açısından ciddi bir değişimin  göstergesiydi. ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass'ında hatırlattığı gibi 9,5  aydır Türkiye'de terör saldırısı olmuyor. Bu, Fırat Kalkanı'nın bir sonucudur.  Fırat Kalkanı'ndan bu yana savaşan tarafların ne için savaştıklarını bilmedikleri  bir hale dönüştüğü kanaatindeyim.  Bu durum, tarafları hareketsizliğe, mevcut  durumlarını korumaktan öte geçmemeye sevk etmişti. İdlib Operasyonu, Suriye  meselesinin çözülmesi için bir şey yapılacaksa onun hazırlığı olarak yapılıyor.  ABD'deki bürokratik siyaset, Suriye'de çözüm üretmekten uzak. ABD çözüm arzusuyla  sahaya dönecek olursa Astana Süreci ve İdlib ve benzeri operasyonlar sayesinde  Türkiye çözümde söz sahibi olur."
 

HABER ÖNERİLERİ

Aracına binerken saldırıya uğradı

Mardin'de hain tuzak! Zırhlı aracın geçişi sırasında...

Irak ordusu Ovaköy yolunda...

Yunanistan’a kaçmaya çalışan FETÖ üyeleri yakalandı

Ve TBMM harekete geçti! 55 dosya oluşturuldu, davalar açıldı

Servislere üçlü emniyet geliyor

O otobüsün şoförü ‘Apo’ sloganı atmış!

İzmir'de gece yarısı korkutan deprem

Sahaya şehidin rütbesiyle çıktılar!

Yaz saati hakkında flaş karar