'3 yaşında ne isek 60'ta o olabiliriz'

Dr. Sema Eren, Almanya'nın ilk tüp bebeğini doğurtan jinekolog. Üstelik sadece jinekolog da değil, aynı zamanda psikanalist; hormon, alternatif tıp ve halk sağlığı uzmanı. Dr. Eren ile menopozu konuştuk.

02.05.2015 Cumartesi 02:30
Güncellenme: 01.05.2015 22:59
AYŞE BRAV / bravayse@yahoo.com
 
Menopozlu Seksi Kadınlar Kulübü çok iyi tepkiler aldı, meğer kadınlarımızı ne kaygıları varmış ne üzülürlermiş bir memnuniyet bir memnuniyet. Efendim, ben bilseydim bu kadar takıldığınızı bu konuya daha önce şey ettirirdim. Menopoza girdiğimden beri çok şağlıklı besleniyorum, çok dikkat ediyorum, durmadan spor yapıyorum diye birçok mail aldım. İyi hoşta, bunlara hep yapsaydın niye şimdi diyesimde yok değil. Spor yapmak sağlıklı beslenmek tabii ki çok iyi de, bu menopoz kapıya gelip çatınca değil, her daim yapılmalı..
 
Ama tabii zararın neresinden dönersen kârdır deyip  siz devam edin sağlık programına. Ben sizi bu konularda iyice aydınlatayım, uzman bir kişilikten bilgi alayım diye Dr. Sema Eren'e gittim. Nasıl yaşlanmayız, menopozu nasıl atlatırız, nasıl hala seks isteğimizi yukarda tutabiliriz hepsini sordum kendisine. Aslında menapoz, vücudun kendi diliyle konuşma şeklidir. Şöyle ki; normal zamanda başım ağrıyor, bu gece olmazları yutmak zorunda kalan erkekler, zaman gelip de tahammül sınırları zorlanınca doğal olarak karşı savunmaya geçerler. Kadınlara karşı geçtikleri bu savunmanın neticesinde de kadın vücudu doğası gereği tepki verir. Buyrun menopoz.
 
Menopoz: Şimdi bu kelimeyi birazcık açalım menopoz, İngilizce’den dilimize geçmiş bir kelimedir.Menapause hecelemeye ayırdığımız zaman karşımıza şu çıkıyor. Men  A  Pause. Yani tercümesi:  “Adam bir dur” ya da “Bir dur be adam”
 
 
Sema Hanım sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
 
Doktorluğuma kadın doğumda başladım.  Bir meslektaşım sayesinde hastalıkların psikosomatik sebepleri de işin içine girince kadın doğumdan ayrılmaya karar verdim. Tabii bu hastane boyutunda… Çünkü bu boyutta Almanya’da çok fazla sezaryen yapılmıyor, oranı sadece yüzde 18. Türkiye’de ise bu oran yüzde 80’di. İkinci bir ihtisas yapmaya karar verdim ve psikanalist oldum. Çin tıbbı ile tanıştım. İnsanların neden hastalandığını psikanalizle çözmüş gibiydim ama psikanalizin dışında bu hastalıkları nasıl önleyebilirim, hastalanmamamızı nasıl sağlayabilirim, genel olarak vücudu nasıl iyi tutabilirim öğrenmek için halk sağlığı okudum. 
 
Sonra o yetmedi. O sıralarda anti aging (koruyucu tıp) moda olmaya başlamıştı onun eğitimini aldım. Anti-aging’in de temeli hormonlar olduğu için bu dalı kendime çok uygun gördüm. Bir tesadüf eseri anti-aging kongresinde beslenme tıbbı ve alerjileri ile tanıştım, bağırsak dengesi ile tanıştım. Bunlar da hepsinin temeli olduğu için bütün bilgimi genişleterek vücudu kendi yapıtaşları ile tedavi etme yöntemlerini kendi temelim olarak görmeye başladım.
 
İNSANLAR 140 SENE YAŞAYABİLİR
 
İnsan ‘makinesi’ kaç sene yaşabilir?
 
Bizler yüz kırk sene olarak tahmin ediyoruz, yüz yirmi sene kesin yaşabileceğimizi düşünüyoruz bu çağda. Ben altmış yaşımın üzerindeyim. Benim beklentim yüz ve ya yüz on ama şimdi elli yaşında olanlar belki yüz yirmi olabilecek ve belki de daha ileriye gidebileceğiz. 
 
Peki bu nasıl mümkün? 
 
Her organımız aynı parmak izine sahip, hepsi aynı genetik koda bağlı. Bu genetik kodu da artık çıkarabiliyoruz ve çok büyük paralar sarf etmeden artık çıkarabiliyoruz. O genetik kodu çıkaryoruz; gıda tarzını çıkararak, hormonlarının durumuna bakarak, vitamin seviyesine bakarak. Mesela çoğu insanda B vitamini mekanizmasında bozukluk çıkıyor ve depresyon oluyor. Çünkü serotonin, yani mutluluk hormonu, B vitamini metabolizmasına bağlı. O düşünce serotonin de düşüyor. Türkiye’de çoğu insan anti-depresan ilaçlar kullanıyor. Depresyona da bir bir metabolik bir dengesizlik olarak bakıyoruz. Genetik ve metabolik dengesizlikler şizofreniye kadar birçok hastalığa yol açıyor. Şizofreniyi bile bu çağda metabolik tedavilerle düzeltebiliyoruz çünkü nelere bağlı olduğunu biliyoruz.
 
 
ANTİ-AGİNG DÜZENLİ SEKS HAYATI İÇİN GEREKLİ
 
Yani şunu yemelisiniz gibi bir şey yok her şey kişisel, öyle mi?
 
Kesinlikle. Yani tabii ki herkesin ihtiyacı olan bazı genel hormonlar var ama herkesin dozajı değişik. Çünkü her kişinin yapısı farklı, emilimi farklı, metabolik yolları farklı. 
 
Düzenli seks hayatı anti-aging’e yardımcı oluyor mu?
 
Kesinlikle evet, çok sağlıklı. Haftada şu kadar kez seks yapılmalı diye bir kaide koymak istemem. Seks her zaman için kafa yapınıza ve çocukluğunuzda yaşadıklarınıza bağlı. Ve herkesin ihtiyacı da değişiktir. Kimisi haftada bir kez yapar memnundur kimisi her gün yapar memnundur. Kimisi günde iki kere yapmalıdır öbür türlü hiç memnun değildir.   
 
Normal detoksun anti-aging’e faydası var mı sizce?
 
Ben detoks kelimesinin çok suiistimal edildiğini düşünüyorum. Detoksla ne kastedildiğini artık ben de şaşırdım. Biz çoğu zaman belirli maddelerin takviyesini yaparak, vücudun temel maddesini serum şeklinde vererek detoksa yardımcı oluyoruz. Ancak sadece sebze-meyve suyu içmekle bir detokstan bahsetmemiz zor. Mide ve bağırsak sisteminin bu şekilde biraz rahatlatıldığı söylenebilir, bu farklı bir şey. Tıbbi detoks için ise kesinlikle tıbbi yardıma ihtiyaç var. Detoks merkezlerinde de uygulama maalesef bu sebze-meyve sularının içilmesi şeklinde. Gerçek bir detoks merkezi yok ancak gelişecektir ben inanıyorum.
 
 
MENOPOZA GİRDİĞİMİZDE DAHA HOŞ OLABİLİRİZ
 
Kadınlar için menopoz ve yaşlanma aynı anlama geliyor. Menopozu da kolay atlatmak mümkün mü?
 
Evet. Bu dönemde hormon takviyesi yapılabilir. Hormon takviyesi olmadan da bu dönem geçirilebilir ancak araştırmalar gösteriyor ki östrojen takviyesi damarları koruyor. Bizler yaşın ilerlemesini ortadan kaldıramayız ama hormon takviyesi ile menopozun olumsuz etkilerini azaltabiliriz. Menopoza girdiğimizde, otuzumuzda kırkımızda ne isek al0tmışımızda da  olabiliriz. Hatta daha rahat olabiliriz, cinselliği daha rahat yaşayabiliriz. Daha neşeli, daha canlı, daha hoş olabiliriz. Tüm bunlara ek olarak tecrübemiz de geliyor. Beyin yaşlılıkta gelişimine devam ediyor. 
 
Menopozla cinsel istek azalıyor mu?
 
 Eğer hormonlar eksilirse evet. Burada hayat şartları da etkilidir. Yaşlanan karı kocanın, birbirlerine tekrar yaklaşması gerekir. Eğer birbirlerini senelerce çok üzüp kızdırdılarsa, bu durum daha hassas bir yapıya sahip olan kadınlarda bir isteksizliğe yol açabilir psikolojik olarak. Ancak hormonların azalmasından kaynaklanan isteksizliği bizler hormon takviyesi ile durdurabiliyoruz.
 
DÖKÜLMEDEN YAŞ ALABİLİRİZ
 
Gerçekten yaşlanmamak mümkün mü?
 
Evet. Çünkü bizim eski usülde gördüğümüz yaşlanma vücuttaki bir enflamasyondan geliyor, bu iltihaplanmanın hafifi olarak düşünülebilir. Mesela hormonları devam ettirmenin, yedeklemenin ve ya takviye almanın eklemleri aşınmadan koruduğu tıbben ispatlanmıştır; aynı zamanda kemikleri ve beyni de. Yani biz ‘dökülmeden’ yaş alabiliriz.

HABER ÖNERİLERİ

Oğlumun şarkılarını dinliyorum ve çok duygulanıyorum

50 yaşından sonra hamilelik için yumurta nakli gerekli

Hangi kahvaltılık gevrek gerçekten sağlıklı?

Bu “Taşlar” tüm aileye...

"Ben de Türk'üm ve bunu gururla söyleyebilirim"

Paça mercimek çorbasından yararlı değil

Oyunculuğa kolay alıştı

Uykuya dalamamak önemli bir uyku bozukluğudur

Kanserle savaş için havuç ile pancar yiyin

Kendimi ciddiye almıyorum